22.11.2008

HASTALIKLAR VE 19k GIDA MADDELERİ HAKKINDA GENEL AÇIKLAMALAR:
SETİN İÇİNDE BULUNAN 19k GIDA MADDELERİNİN; MİKTARI, ADEDİ VE FİATLARI:
19k NEDİR?
19k GIDA MADDELERİ NASIL KULLANILIR?
19k GIDA MADDELERİNİN FAYDA VERDİĞİNİ NASIL ANLIYACAĞIZ ?
BURUN - BUHAR - MASAJ VE SARMA TATBİKATLARI NASIL YAPILACAK?
19k GIDA MADDELERİNİ GENİŞ KAPSAMLI, NASIL KULLANABİLİRİZ ?
19k GIDA MADDELERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI
VÜCUDUNDA KİST, TÜMÖR, UR, KİTLE, OLAN HASTALARIN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR; ( BİLHASSA KANSER HASTALARININ )
ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER
İLAÇLAR, KEMOTERAPİ VE YAN ETKİLERİ (ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA)
HIFZISSIHHA RAPORUNDAN ALINMIŞ TEHLİKELİ KATKI MADDELERİ
RUHEN GÜÇLÜ OLMALIYIZ (MANEVİ TAVSİYELER VE DUALAR)
HASTALAR RİSALESİNDEN BAZI TAVSİYELER
KANSERİN TARİFİ
KANSERİN GENEL SEBEPLERİ
KANSER TEDAVİSİNDE KULLANILAN BİTKİLER VE GIDALAR
KANSER HASTALIĞINA YOL AÇAN GIDA, KATKI MADDELERİ VE KANSER BELİRTİLERİ:
TEDAVİ KONUSUNDA HADİSİ ŞERİFLER
YEMEK VE İÇMEKLE İLGİLİ, HADİSİ ŞERİFLER
HÜSEYİN ŞENGÖZ; SORULARI CEVAPLIYOR:
HEM GIDA HEM ŞİFA OLAN BAZI BİTKİLER VE BESİNLER
HANGİ HASTALIĞA, HANGİ YİYECEKLER FAYDALIDIR
ZAYIFLAMAK İÇİN, ÖNEMLİ TAVSİYELER
ŞEKER HASTALARININ DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR
MİNERALLER, VİTAMİNLER VE BİTKİSEL BESİNLERİN ETKİLERİ
HADİSİ ŞERİFLERDEN, TIBBI NEBEVİDEN VE MUHTELİF KİTAPLARDAN ÖZETLENMİŞ ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER
KÜTAHYA – GEDİZ – MURATDAĞI ŞİFALI SULARI HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER
DUA

HASTALIKLAR LİSTESİ

İNGİLİZCE BROŞÜR (ENGLISH MANUAL)
ALMANCA BROŞÜR
SULH CEZA MAHKEMESİNİN YAZISI
T. C. REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA MERKEZİNİN RAPORU
T. C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ RAPORU
MASAJ SERTİFİKASI
SAUNA SERTİFİKASI
SEKİNE DUASI (19 AYET 19 DEFA OKUNUR )

HASTALIKLAR VE 19k GIDA MADDELERİ HAKKINDA GENEL AÇIKLAMALAR:

HASTALIKLAR VE 19k GIDA MADDELERİ
HAKKINDA GENEL AÇIKLAMALAR:

1. 19k ilaç değil, bir gıda takviyesidir. Biz Doktor ve eczacı değiliz.

2. Biz Şifalı Bitkilerin çayının, yağının ve suyunun imalatını yapan, Aktariye, Baharat ve Gıda maddeleri satan bir esnafız.

3. Sitemizi inceledikten sonra, 19k gıda maddelerini kullanmaya karar verirseniz, mümkünse İş yerimize geliyorsunuz. Çünkü, 19k gıda maddelerini tattırarak veriyoruz. Eğer yemekte içmekte zorlanırsanız, damak zevkinize göre özel hazırlıyoruz.

4. Buraya gelmeniz mümkün değilse, sizin durumunuzu ve damak zevkinizi iyi bilen, birisi buraya gelir, tadarak bu 19k gıda maddelerini alır ve aynı gün dönebilir.

5. Burada, tattırmanın yanı sıra;
A- Nelere dikkat edeceğiz?
B- 19k gıda maddelerini nasıl kullanacağız?
C- Fayda verdiğini nasıl anlayacağız?
D- Kullanırken hangi belirtiler çıkacak,
buna benzer bazı konuları konuşacağız.

6. Yani buraya geldiğiniz zaman, bize 1 – 2 saatlik bir zaman ayıracaksınız.

7. 19k gıda maddeleri bitkisel yağ ağırlıklıdır. 100 kilo bitkiden 1 kilo yağ alırız.

8. 40 günde en az 2 kilo yağ kullandırıyoruz.
9. 19k gıda maddelerini set olarak hazırlıyoruz.
10. Bu set, 2 saat ara ile kullanılırsa; 10 günlüktür.
11. En az 40 gün kullanmak gerekiyor. 40 günde 4 set yapar.

12. İlk geldiğinizde 19k setini alıyorsunuz, daha sonraki setleri, kargo ile adresinize gönderiyoruz.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
SETİN İÇİNDE BULUNAN 19k GIDA MADDELERİNİN; MİKTARI, ADEDİ VE FİATLARI:

19k GIDA MADDELERİNİN;
MİKTARI, ADEDİ VE FİATLARI:

1. 19k ÇAYI ( 1. 5 gr. x 50 ad. 1 poşet ) 2 ad. x 5 YTL. ........................ 10 YTL.
2. 19k TOZU ( 200 gr. 1 Poşet ) 2 ad. x 5 YTL. ..................................... 10 YTL.
3. 19k SUYU ( 750 gr. 1 pet şişe ) 5 ad. x 8 YTL. ................................. 40 YTL.
4. 19k MACUNU ( 400 gr. 1 kavanoz ) 4 ad. x 15 YTL. ....................... 60 YTL.
5. 19k YAĞI ( 600 gr. 1 pet şişe ) 1 ad. x 150 YTL. ........................... 150 YTL.
6. 19k BALI ( 1 kg. 1 pet şişe ) 2 ad. x 15 YTL. .................................... 30 YTL.
TOPLAM ................................................................................................... 300 YTL.

300 YTL. ile ilgili açıklama:

Ana sayfamızın sol üst köşesini tıklayın. 19k sanal mağazamızdan 300 YTL. 19k gıda takviyelerini kredi kartı ile 12 ay taksitle alabilirsiniz. 19k gıda takviyelerini temin etmeniz şimdi daha kolay. Almanız şart değil, inceleyin farkı göreceksiniz. Hayırlı alışverişler. www.19kpazarlama.com

ISPARTA havalisinde hakiki gül yağının değeri, 1 kilosu 5 - 6 bin dolardır. 19 çeşit şifalı bitkiyi imbik sistemi ile damıtarak yağını çıkarmak isterseniz, 100 kilo bitkiden 1 kilo yağ alırsınız. Biz bu yağları kendimiz elde ettiğimiz için, çok ucuza mal ediyoruz. Dolayısıyla ilk uygulamada,
19k çayından (sallama çay 1.5 gr. x 50 ad) poşet halinde 2 ad. 10 YTL.
19k tozundan poşet halinde (200 gr.) 2 ad. 10 YTL.
19k yağından 600 gr. şişe içinde 1 ad. 150 YTL.
19k suyundan şişe içinde (750 gr.) 5 ad. 40 YTL.
19k macunundan kavanoz içinde 4 ad. 60 YTL.
19k balından (1000 gr. süzme bal şişe içinde) 2 ad. 30 YTL.
2 saat ara ile 10 gün yetecek miktarda tattırarak veriyoruz.
Netice olarak şunu söyleyebilirim piyasa değeri, para ile ölçülmeyecek olan bu gıda maddeleri bizde 300 YTL.dir.

Maksadımız insanlara faydalı olmaktır.
Hastaların duası bizim için en büyük ücrettir.
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”
Hadisi Şerif.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
19k NEDİR?

19k NEDİR?

Hüseyin Şengöz’ün; 19 Gün rüyasını gördüğü,
Peygamber tavsiyesi 19 şifalı bitkinin karışımıdır.

Tıbb-ı Nebeviye uygundur.
Sünneti Seniye’ye uygun yaşamaktır.
Sünneti Seniye’ye uygun tedavidir.
Hadislerde ifade edilen “Ölümden başka her derde devadır.”
Hüseyin Şengöz’ün rüyasını gördüğü bir gıda maddesidir.
Kanı çoğaltan, kanı temizleyen ve damarları açan bir iksirdir.

Vücutta bozulan dengeleri sağlayan, hücreleri yenileyerek,
vücudu rektefiye eden, bir karışımdır.

Yani kan çoğalırsa, kan temizlenirse ve damarlar açılırsa, çoğalan ve temizlenen kan damarlarda daha rahat bir dolaşım sağlar. Böylece hücre yenilemesi 40 gün içinde gerçekleşmiş olur. Bu gerçekleştiği an, beyinden ayak tırnağına kadar vücuttaki rahatsızlıklar ortadan kalkar.

19k yememizi, içmemizi ve yaşantımızı tekrar gözden geçirerek, kendimize çeki düzen vermektir.

19k’nın ne olduğunu merak ediyorsanız, Hazreti Muhammed Aleyhisselatü Vesselamın Hadisi şeriflerini önünüze koyunuz, okuyunuz, inceleyiniz ve araştırınız.

Tavsiye ettiği şeyleri yapınız. Tavsiye etmediği şeylerden kaçınınız.

Bu uygulamayı hayatınızın her safhasında tatbik ederseniz, hem dünyada hem de ahirette saadete kavuşursunuz. “Ahir zamanda, sünnete uygun yaşayanlara yüz şehit sevabı var.” Hadisi şerif.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
19k GIDA MADDELERİ NASIL KULLANILIR?

19k GIDA MADDELERİ NASIL KULLANILIR?

19k Gıda maddelerini aç karına, belirtileri ortaya çıkaracak şekilde, yani miktarını artırarak veya öğün sayısını çoğaltarak yada iki saat ara ile kullanabiliriz.

1. Öncelikle çayından, çay gibi demletilir, tatlandırılır, 2 – 3 bardak çay gibi içilir.
Fazla içmenin zararı yoktur.

2. Çayını içtikten sonra, 2 – 3 tatlı kaşığı macunundan karıştırılarak yenir.
Fazla yemenin zararı yoktur.

3. Macunu yedikten sonra, hülasası çalkalanır yarım çay bardağı bekletmeden içilir.
Az fakat sık kullanabiliriz. (Hülasayı hazırlarken; 1 ölçek 19k YAĞI, 3 ölçek 19k BALI, 5 ölçek 19k SUYU, boş bir şişeye konur, çalkalanır ve bekletmeden içilir. İçmekte zorlanırsak bal veya meyve suyu ile tatlandırılır.)

(Kullanan kişi İçmekte ve yemekte zorlanırsa çayı, macunu ve hülasası bal ilavesi yapılarak tatlandırılır. Damak zevkine göre tadı ayarlanır. Rahat içmesi ve yemesi sağlanır.)

4. Çayını, macununu ve hülasasını kullandıktan sonra, yağından burun deliklerine 1 – 2 damla damlatılır.

5. Bu işlemlerden sonra, çayın posaları, tozundan 1 yemek kaşığı, suyundan 1 kahve fincanı ve bir litre çeşme suyu ilave edilerek, buhar tatbikatı yapılır. Yani üstümüze bez örterek, kaynayan buharı içimize çekeriz. (tozundan ve suyundan günde bir kere, buhar tatbikatı en az 4 kere uygulanır. Fazla yapmanın bir zararı yoktur.)

6. Yağını, masaj yağı olarak veya sarmak için kullanabiliriz. Sardığımız zaman mümkünse 24 saat kalmalıdır. Sarma işlemi, netice alıncaya kadar devam edilir.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
19k GIDA MADDELERİNİN FAYDA VERDİĞİNİ NASIL ANLIYACAĞIZ ?

19k GIDA MADDELERİNİN
FAYDA VERDİĞİNİ NASIL ANLIYACAĞIZ ?

Çok önemli!
Belirtiler çıkmadan netice almak mümkün değildir.
Çünkü belirtiler vücudun temizlenmesi manasınadır.
Bu belirtilerden bazı örnekler:

1. EN MÜHİM BELİRTİ İDRARDA BİR ŞEYLERİN GÖRÜNMESİDİR;

İdrar bembeyaz gelebilir, kanlı gelebilir, iltihaplı gelebilir.

2. DIŞKIDA BİR ŞEYLER GÖRÜLEBİLİR;

İltihaplı ve kanlı veya kist, tümör, kitle parçaları gibi.

3. BALGAM SÖKEBİLİR;

Balgam kanlı gelebilir, iltihaplı gelebilir.

4. BURUNDAN AKINTI GELEBİLİR;

Beyinde bir şey varsa, sinüzit varsa, beyin damarları tıkalı ise.

5. İŞTAHI KESİLEBİLİR;

Vücudu temizlerken, kanı temizler, damarları açar, yağları eritir, ayrıca vücut gereken enerji ve gıdayı almış olur.

6. KAŞINTI VE ALERJİ OLABİLİR;

İyileşmenin belirtisidir.

7. GEÇİCİ ŞİŞKİNLİK OLABİLİR;

Tedavi başlayınca buna benzer şeyler olabilir, 19k iksir yağı ile masaj yapılır veya sarılır.

8. HALSİZLİK OLABİLİR;

Halsizlik veya baş dönmesi olursa bir müddet ayakta kalmayınız, biraz yatınız.

9. AĞRILAR OLABİLİR;

Ağrılar geçicidir, tedavi başlamıştır.
Ağrıyı kesmek için 19k gıda maddelerini daha çok kullanınız.
Bize düşen vücudumuzun savunmasını sağlayan askerlere, daha çok cephane göndermektir. (Ara verirsek savaşı kaybederiz.) korkmayınız.

19k gıda maddeleri, kanı çoğaltacağı, kanı temizleyeceği ve damarları açacağı için, kan dolaşımını hızlandırıp, hücre yenilenmesini gerçekleştirecektir.

Bu işlemin en az 40 gün, belirtiler çıkacak tarzda, devam etmesi gerekmektedir. Bu belirtiler iyiye işarettir.

Yani, vücudun temizlenmesi ve hücre yenilenmesinin başlaması bu belirtilerle anlaşılacaktır.
İdrarı devamlı kontrol altında tutmalıyız. Her idrara çıkışımızda, kavanoz gibi şeffaf bir şeyin içinde idrarı kontrol etmeliyiz. Eğer idrar değişmişse, içinde bir şeyler görünüyorsa, tedavi başlamıştır. 19k gıda maddelerini aynı miktarda ve aynı öğün sayısında uygulama devam edilmelidir.

Eğer bu belirtiler çıkmazsa, 19k gıda maddelerinin, çayı, macunu ve hülasası artırılacaktır.

Veya öğün sayısı çoğaltılacaktır.
Yani gerekirse, 2 saat ara ile kullanılacaktır.

Belirtiler çıktığı zaman korkmayınız.
40 gün içinde hücre yenilenmesi gerçekleşecektir.

TAVSİYEMİZ:

2 saat ara ile kullanmaktır.

NETİCE OLARAK;

En az 40 gün, belirtiler ortaya çıkacak şekilde, 19k gıda maddelerini kullandıktan sonra, gereken tahlilleri yaptırıp, filmleri çektirip, doktorunuzla görüştükten sonra bizleri arayınız neticeleri bildiriniz. Şifayı veren Allah’tır. Allah, her derde bir derman yaratmıştır. Moralinizi bozmayınız. Allah’tan ümidinizi kesmeyiniz.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
BURUN - BUHAR - MASAJ VE SARMA TATBİKATLARI NASIL YAPILACAK?

BURUN - BUHAR - MASAJ VE SARMA
TATBİKATLARI NASIL YAPILACAK?

BURUN DELİKLERİNE 19k YAĞI DAMLATMAK:

Akciğer ve beyin arasındaki hastalıklarda burun deliklerine 1 - 2 damla damlatılır. Bilhassa Beyin tümörü, akciğer ve gırtlak kanseri, guatra, nefes darlığı, sinüzit, sara hastalığı, bademcik, nezle, grip, öksürük, bronşit ve buna benzer hastalıklarda en az 40 gün kullanılır.

BUHAR TATBİKATI:

Her öğün içtiği 19k çaylarının posalarını, 19k tozundan 1yemek kaşığı, 19k suyundan 1 kahve fincanı, 19k yağından 2-3 damla ve bir litre çeşme suyu ilave edilerek, buhar tatbikatı yapılır. Yani üstümüze bez örterek, kaynayan buharı içimize çekeriz. (19k tozundan ve 19k suyundan günde bir kere, buhar tatbikatı en az 4 kere uygulanır. Fazla yapmanın bir zararı yoktur. (kulaklar, gözler, yüz ve ağız buhara tutulur. ) Bilhassa beyin tümörü, akciğer ve gırtlak kanseri, guatra, nefes darlığı, sinüzit, sara hastalığı , bademcik, nefes darlığı ve beyin ile akciğer arasındaki tüm organlarda etkilidir. En az 40 gün tatbik edilecektir.

AYRICA;

Buhar kabının üzerine ortası 10 cm. çapında delinmiş sunta, deliğin üzerine buharın yakmaması için 2 - 3 kat bez konur. Buharın üzerine oturulur. Günde 2 kere uygulanır. (Basur, rahim, makad hastalıkları, çocuğu olmayan kadınlar ve bu organlardaki kanser çeşitlerinde uygulanır.) Buharın yakmaması için ısının iyi ayarlanması gerekmektedir. Buhara oturmak mümkün değilse, buhar tatbikatında kullanılan malzemelerin suyu bir leğene konur, leğenin içine oturularak lavman yapılır.

MASAJ TATBİKATI:

19k yağı ağrıyan yerlere masaj yağı olarak sürülür. Bilhassa kireçlenmiş eklem yerleri bu yağ ile iyice masaj yapılır ve hareket ettirilir. Bu işlem romatizma, siyatik, felç, bel ağrıları ve fıtığı, saç dökülmesi, sinir sistemi, kas gevşekliği , yel ve cilt hastalıklarında da geçerlidir. NOT:Masaj yaparken kalbe doğru yapılmalıdır.

SARMA TATBİKATI:

Vücudun muhtelif yerlerinde (Mantar, çıban, nasır, egzama, sedef gibi cilt hastalıklarında, romatizma, siyatik, kireçlenmiş yerlerde, bel ağrıları ve fıtığında, bademcik, guatra, kemik erimesi, basur, bilhassa dıştan belli olan kist, tümör ve şişliklerde macun yağı ile macun karıştırılarak sarılır. Veya sadece 19k yağı kullanılır. Bu işlem rahatsızlık ortadan kalkıncaya kadar devam edilir.

AYRICA;

Bel ağrısı ve fıtığında her gün bir yere tutunarak vücudu boşlukta sallamak gerekmektedir. Sallanma sırasında ayaklar yere değmemelidir. Vücut yukarıya çekilmemelidir. Sallanma işi iyileşme oluncaya kadar devam eder.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
19k GIDA MADDELERİNİ GENİŞ KAPSAMLI, NASIL KULLANABİLİRİZ ?

19k GIDA MADDELERİNİ
GENİŞ KAPSAMLI, NASIL KULLANABİLİRİZ ?

19k ÇAYINDAN İÇİLİR:

Aç karına çay gibi demletilir, (kaynamış suya 1 tatlı kaşığı konur) 2 - 3 bardak çay gibi belirtileri ortaya çıkarıncaya kadar içilir. Fazla içmenin zararı yoktur.

AYRICA;

Demletilir bir şişeye süzülür soğuk meşrubat gibi içilir. Buzdolabında muhafaza ediniz. Kalan posası buhar tatbikatında kullanılır. Büyük küçük herkes içebilir. Bilhassa şeker hastaları ve zayıflamak isteyenler için, (gece bir litre su kaynatılır, içine 19k çayından bir yemek kaşığı konur. (ölçü olarak 1 litreye bir yemek kaşığı, 2 litreye 2 yemek kaşığı konulmalıdır) Sabaha kadar bekletilir. Süzülür ve akşama kadar bir litre bitirilir). 40 gün devam edilmelidir. Çam balı ile tatlandırırsanız daha faydalı olur.

19k MACUNUNDAN YENİR:

Aç karına çayından içtikten sonra, 19k macunundan yemezden önce karıştırılır. Belirtileri ortaya çıkarıncaya kadar 2 - 3 tatlı kaşığı yenir. Fazla yemenin zararı yoktur.

AYRICA;

İçine biraz 19k yağı karıştırılır, sarma tatbikatında da kullanılır. Şeker hastalığında ikinci ve üçüncü sağım veya mahsul, çam balı kullanılır ve miktarı yavaş, yavaş artırılır.

19k HÜLASASINDAN İÇİLİR:

Aç karına çayından içtikten ve macunundan yedikten sonra belirtileri ortaya çıkaracak şekilde yarım çay bardağı çalkalanarak içilir. İlerlemiş durumlarda 2 saat ara ile kullanılır. Çok içmenin zararı yoktur.

AYRICA;

Şeker hastalarında ve zayıflamak isteyenlerde çay bardağının yarısına öncelikle 19k suyu konur, sonra Hülasadan çalkalanarak bardak tamamlanır ve içilir.

19k YAĞINDAN BURUN DELİKLERİNE DAMLATILIR:

Çayından içtikten, macunundan yedikten ve hülasasından içtikten sonra, 19k yağı, burun deliklerine damlalık ile 1 - 2 damla belirtileri ortaya çıkaracak şekilde damlatılır.

AYRICA;

Masaj ve sarma tatbikatında kullanılır. (Bel fıtığında masajdan sonra, vücut yüksekçe bir yerde sallandırılır, zincir kemiğinin arası açılarak disk yerine gelir.) Buhar tatbikatında 2 – 3 damla ilave edilir.

19k SUYU BUHARDA KULLANILIR:

Buhar tatbikatında belirtiler ortaya çıkacak şekilde 1-2 kahve fincanı kullanılır. (Çayın posası ve tozundan ilave ediniz.)

AYRICA;

Şeker hastaları ve zayıflamak isteyenler çok kullanmalıdır. Günde 1 litre haftada 1 kilo zayıflatır ve şekeri düşürür.

19k TOZU BUHARDA KULLANILIR:

Buhar tatbikatında belirtileri ortaya çıkacak şekilde kullanılır. (1-2 tatlı kaşığı buhar kabının içine ilave ediniz.)

AYRICA;

Şeker hastaları şekeri düşürmek için aç karına, çok miktarda kullanabilirler. Günde 4 öğün aç karına, birer tatlı kaşığı su, süt, meşrubat gibi içeceklerle yutulursa zayıflatır, bağırsakları çalıştırır, tokluk hissi verir. Balla macun yapılır. Baharat gibi yemeklerde kullanılır.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
19k GIDA MADDELERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

19k GIDA MADDELERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

19 Mayıs 1992 de, ismini Nurefşan verdiğim kızım dünyaya geldi. Doğum sırasında sol kolunun sinirleri zedelendiği için, sol kolu felç olmuştu. Hastaneden çıkmazdan önce, doğumu gerçekleştiren görevliler, “çocuğu ortopedi doktoruna gösterin öyle çıkarın” dediler. Ortopedi doktoru çocuğu muayene ettikten sonra, sol kolunun sinirlerinin, doğum sırasında zedelendiğini ve çocuğun kolunun felç olduğunu söyledi. Çocuğu büyük şehirlerdeki hastanelere ve bu işin uzmanı olan doktorlara götürdük. Bir ay eve girmeden çocuğun tedavisinin yapılabilmesi için şehir şehir, doktor doktor dolaşarak çareler aradık. Doktorların genel kanaati şu idi. “Bu çocuğu boşuna gezdirmeyin, bunun kolu felç olmuş, Amerika’ya dahi götürseniz yapılacak hiçbir şey yok.” Eşim inançlı bir insandır, hafızdır. Eşime dedim ki “Hayatı veren Allah, hayatı alan Allah, derdi veren Allah, şifayı veren Allah.” Bunun üzerine Allah’a iltica ettik.

Bir gece Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin, Hastalar Risalesini okumaya başladım. Kitabın sonunda:“Bu kitap her derde dermandır” ifadesini gördüm. Bu cümleyi merak ettim. Kitabı tekrar tekrar okudum. Fakat bu ifade edilen manayı tam anlayamadım. Kitabın üzerinde uyumuş kalmışım. Rüyamda Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden mübarek bir zatla, Hastalar Risalesini beraber okumaya başladık.

Okudukça anlayamadığım o mana açılmaya başladı. Uyandığım zaman “Bu kitap her derde dermandır” ifadesinin ne manaya geldiğini anlamış gibiydim. İkinci gün gece saat 03.00 sıralarında uyandım. Abdest alarak iki rekat namaz kıldım ve dua ettim. Bu vaziyette yine uyumuş kalmışım. Sabah namazına kalktığımda, çok enteresan bir rüya görmüştüm. Unutmamak için gördüğüm rüyayı bir yere not aldım. Bu rüyalar daha sonraki gecelerde, hiç ara vermeden tam 19 gün devam etti. Rüyayı gördüğüm her gün görülen rüyayı unutmamak için not aldım.

Peygamberimiz (A.S.M.) “Beni rüyada görürseniz, o benimdir, şeytan benim suretime giremez.” Buyurmuşlardır. Böyle bir rüya sadık rüyadır, rahmanidir. Böyle bir rüya ile amel edilebilir. Bu rüyaları gördükten sonra kimseye anlatamadım. Bir gün eşim ve çocuklarımla, Hastalar Risalesini rüyamda beraber müteâla ettiğimiz, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden olan, o mübarek zatın ziyaretine gittim. Eşim ve çocuklarım onun yanında kaldılar. Ben öğle namazını kılmak için oradan ayrılmıştım. Namazdan sonra döndüğümde, o mübarek zattan müsaade istedik, dışarı çıktık ve ben eşime sordum:“Size ne anlattı?” Eşim de:“sen rüyalar görmüşsün, senin gördüğün bu rüyalar sadık rüyalarmış, sen bu rüyalar ile, amel edebilirmişsin” dedi. Gediz’e geri döndük.

Prof. Dr. İbrahim Canan’ın 18 ciltlik “Hadis Külliyatını” temin ederek, okumaya başladım. Tamamını üç kere okuma imkanım oldu. Hadis Külliyatını okuduktan sonra şunu anladım; 19 gün rüyasını gördüğüm, Tıbbı Nebeviye uygun, Peygamberimizin bu tavsiyelerini, Hadis Külliyatının içinde de gördüm. Yani Peygamberimizi görmek isteyen ve Peygamberimizle görüşmek isteyen, bu hadis külliyatını mutlaka okumalıdır. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselamın yaşantısı bize örnek olmalıdır. Bütün mesele, Peygamberimizin yaşadığı hayatı yaşamaya çalışmak ve onun sünnetine harfiyen ittiba etmektir.

Rüyada gördüğüm ve hadis külliyatında okuduğum 19 çeşit şifalı bitkiyi ve gıda maddesi olarak yediğimiz, içtiğimiz bazı şeyleri, Peygamberimizin tavsiyelerine uygun olarak kullanırsak maddi ve manevi fayda göreceğimiz muhakkaktır. 19k adını verdiğimiz bu gıda maddelerinden, öncelikle çayından, kızım Nurefşan’a 15 gün çay gibi içirdik. 15 gün sonra çocuğun parmaklarına can geldi. Bu olay bizleri çok sevindirdi. O akşam iki rekat şükür namazı kılarak, Cenabı Hakka dualar ettim. O gece bir rüya daha görmüştüm. Bu rüyada bize bal tavsiye ediliyordu. Biz bu rüyayı şöyle yorumladık:Elimizdeki 19 çeşit bitkiyi öğüterek bal ile karıştırdık ve macun haline getirdik. Bu ballı macunu, kızım Nurefşan’a yedirmeye başladık. Ballı macunu yedikten sonra çocuğumun elinde, dirseğinde ve omzundaki hareketlilik artmaya başladı.

Netice olarak şunu söyleyebilirim:Bu 19k gıda maddelerini, önce kızım Nurefşan’da uyguladıktan sonra, fevkalade neticeler aldık. Halbuki “Amerika’ya dahi götürseniz netice alamazsınız, bu çocuğun kolu felç olmuş,” denilen bir olayda, Allah’ın izniyle, rüyasını gördüğüm, hadislerde okuduğum, 19 çeşit şifalı bitkileri kullanarak, hem kızım Nurefşan’ın kolunda, hem de bu olayı yakından takip eden, aile dostumuz bazı insanların, hastalarında çok güzel neticeler aldık.

Bunlardan birkaç örnek vermek istiyorum:
Genç bir doktor kardeşimizin Türkiye’nin uzak bir vilayetine tayini çıktı. Giderken yanında annesini de götürdü. Bir müddet sonra, annesi rahatsızlanıyor. Oğlu, daha mütehassıs bir doktora, annesini götürüyor. Yapılan muayene ve tetkiklerden sonra, rahim kanseri teşhisi konuluyor ve rahminin alınmasına karar veriliyor. Annesi, ameliyat olmak istemiyor ve oğluna diyor ki:“Oğlum, Hüseyin amcana telefon et, kızına yedirdiği ballı macundan bize göndersin.” Biz de acilen aile dostumuza, kızımız için hazırladığımız macunlardan, 3-4 kavanoz kargo ile gönderdik. Aradan 20 gün geçtikten sonra, genç doktor, bizi arayarak annesinin iyileştiğini ve ameliyat olmaya gerek kalmadığını söylüyor. Ve şunları ilave ediyor. “Hüseyin amca ben doktor olduğum için, böyle şeylere inanmazdım. Ama, annemin iyileşmesi bu konudaki kanaatimi müspete çevirdi.”

Daha sonra yine aynı genç doktorumuz, beyin tümörü olan bir hastası için bizden bu ballı macunları istedi. Bizde doktor kardeşimize şunları söyledik. “Genç doktor kardeşim, bu benim gönderdiğim ballı macunlar, bir gıda maddesidir. Hem kendin, hem annen, hem de, hastaların bu ballı macunları hiç çekinmeden, rahatlıkla yiyebilirler.” Yine aradan 20 gün sonra, doktor kardeşimiz bizleri tekrar arayarak, beyin tümörü hastasının da fayda gördüğünü, telefonda ifade etti. Bunun üzerine, biz bu elimizdeki 19k şifalı bitki karışımının mahiyetini öğrenmek için, Eskişehir Anadolu Üniversitesinin, Bitki Araştırma Merkezine, karışımı gönderdik. Altı ay üzerinde çalışma yaptıktan sonra, telefonla arayarak bizimle görüşmek istediler. Gittik görüştük. Bize söylenen söz şu idi:“Bu altı ay içerisinde yapılan deneylerde, çok enteresan şeyler bulduklarını, ama bu çalışmaların tamamını, bir rapor halinde bize vermelerinin mümkün olmadığını, sadece sağlığa zararı olmadığına dair bir rapor verebileceklerini” söylediler.

Bunun üzerine TÜBİTAK’ta çalışan Profesör bir araştırmacıya, Eskişehir’in verdiği raporu ve numuneyi gönderdik. TÜBİTAK bu numuneyi Amerika’ya gönderiyor. Amerika’dan gelen raporda, “tümör testinde etkili çıktı” cümlesi bulunuyor. Biz bu raporu Profesörden istedik. Fakat, bu raporu bize vermelerinin, mümkün olmadığını mektupla bildirdiler.

Bu arada, 19k gıda maddelerini, bizi tanıyan bazı dostlarımıza, rahatsızlıklarından dolayı kullandırdık veya gönderdik. Onlardan da fevkalade güzel neticeler alındı.

Bütün bunlardan sonra Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi olan o mübarek zata tekrar ziyarete gittik. Bu ikinci gidişimizde, bir kavanoz ballı macun götürdük. Kapağını açtı, ballı macundan bir miktar tattı. Çok beğendi ve bu ballı macunlardan istedi. Biz hemen kısa zamanda bu ballı macunlardan hazırlayarak kendisine götürdük.

Daha sonra bu mübarek zat, bizleri arayarak, bu ballı macunlardan tekrar istedi. Sonradan öğrendiğimize göre, bu ikinci istediği ballı macunları bazı hastanelere, doktorlara, Profesör ve Doçent tanıdıklarına göndermiş. Bir ay sonra bizi arayarak, hem ballı macun getirmemizi, hem de, bizimle bazı mühim şeyler konuşacağını söyledi. Gittik, ballı macunları teslim ettik.

Bizimle görüşeceği özel meseleleri görüşmeye başladık. Odanın içinde öbek öbek mektuplar vardı. Bu mektuplardan bazılarından pasajlar okudu. Bizlere şunu anlatmaya çalışıyordu. Muhtelif yer ve kişilere gönderdiği ballı macunlardan, fevkalade güzel neticeler alınmış ve mektuplarla duygu ve düşüncelerini, bal karışımı macun hakkındaki, kanaatlerini ifade etmeye çalışmışlar.

O mübarek zat ta, bu müspet kanaatleri bize aktarmaya çalışıyordu. Netice olarak o mübarek zat, bizim bu işe ağırlık vermemizi, bütün diğer işleri bırakıp tamamen bu işle ilgilenmemizi tavsiye ediyordu. Biz de bu tavsiyeleri değerlendirerek, çalışmalarımızı, mesaimizi bu konu üzerinde yoğunlaştırdık.

Piyasada yayımlanmış ne kadar şifalı bitkiler ile alakalı kitap varsa, bunları temin ettik. Bu kitapları bilgisayarımıza aktardık. Çalışmalarımız on sene devam etti. Neticede adını “İKSİR” koyduğumuz “Şifalı Bitkilerle Tedavi Yolları” adı altında, bir kitabımız Nesil Yayınları tarafından neşredildi. Bu kitap çalışmasının yanı sıra, mevcut işyerimizi baharat satan bir iş yeri haline getirdik.

Şifalı bitkiler üzerine çalışmaya başladık. Öncelikle 19 bitkinin üçte birini kendi yöremizden, üçte birini Türkiye genelinden, üçte birini de yurt dışından temin ederek 19k adını verdiğimiz bir karışım ortaya çıktı. Bu karışımı öğüterek ince ve kalın tozunu ayırdık. Eleğin üzerine gelen kalın tozunu çay olarak kullandık. İnce tozunu ise bal ile karıştırarak, ballı macun haline getirdik. 19 şifalı bitki karışımını, imbik sistemine atarak damıtma yolu ile yağını ve suyunu elde ettik. Yağını ve suyunu, içilebilecek hale getirerek hülasa ismini verdiğimiz, güzel bir karışım ortaya çıktı. Bu altı maddeyi, bir gıda maddesi gibi kullanmak suretiyle en ciddi ve tehlikeli hastalıklardan dahi fevkalade güzel neticeler aldık. 19k Gıda maddelerinin üretim izinleri alınmıştır.

Yıllar sonra Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi olan, o mübarek zatı tekrar ziyarete gittiğimizde, Gediz’in dışında, Antalya veya ona benzer bir vilayete yerleşmek istediğimi söyledim. O mübarek ağabeyimiz, Gediz’den ayrılmamıza rıza göstermedi ve şunu söyledi:“Gediz’den ayrılmana gerek yok. Mademki Cenabı Hak size böyle bir şey ihsan etmiş, sizi arayan bulur. Sabredersen dünyanın her tarafından, sizi arayanlar olacak, bana soracak olursan, ben senin Gediz’den ayrılmana razı değilim.” Bu görüşmeden sonra biz, Gediz’den ayrılma fikrinden vazgeçtik.

Şu anda bir aile şirketi kurarak bu faaliyetimizi Gediz’de devam ettirmeğe çalışıyoruz. Bu faaliyetlerin yanı sıra internette bir sayfa hazırladık. 19k Gıda Maddeleriyle alakalı çalışmalarımızı, gerekli bilgi ve araştırmalarımızı internette yayımlıyoruz. Dünyanın bir çok yerinden, Internet aracılığı ile, insanlar bizleri arıyorlar. (www.19k.biz - www.kanser.tv) Biz de onlara faydalı olmaya çalışıyoruz.

Böylece Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebesi olan o mübarek zatın, bize söylemek istediği şey, ortaya çıkmaya başlamıştır. Rabbim ondan ebediyen razı olsun. Saadeti dareyne mahzar eylesin. Amin.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
VÜCUDUNDA KİST, TÜMÖR, UR, KİTLE, OLAN HASTALARIN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR; ( BİLHASSA KANSER HASTALARININ )

VÜCUDUNDA KİST, TÜMÖR, UR, KİTLE, OLAN
HASTALARIN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR;

( BİLHASSA KANSER HASTALARININ )

ÇOK MÜHİM!... DİKKAT... DİKKAT... DİKKAT

ETLER:

DANA VE SIĞIR;
Etini, devamlı yemeyiniz.
Dana ve sığır etini, Amerika gibi çok tüketen ülkelerde, yapılan araştırmalara göre:
kalın bağırsak kanseri,
kötü huylu tümör,
basur, cilt hastalıkları ve
damarların daralması gibi hastalıklar çok görülmüştür.
(Bir insan vücudunda 100 bin km. kılcal damar olduğu tıp tarafında tespit edilmiştir.)
Dana ve Sığır etinin zararı baharatla telafi edilir.
(Çömlek veya güveç içerisine et konur, Kekik, kimyon baharat ilave edilir. Ağzı iyice kapatılır, hafif ateşte pişirilir.)

“Sütü şifa, yağı deva, eti marazdır.” Hadisi Şerif.

Sütü şifa: İnek sütü anne sütüne en yakın süt, şifadır.
Yağı deva: Tere yağı, taze ve katkısız olursa, devadır.
Eti marazdır: Dana ve sığır eti hastalık yapar, marazdır.


KOYUN;
Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam, bir yaşındaki koyunun sağ ön kolunu severmiş.

ERKEÇ;
Erkeç, keçinin erkeğinin kısırlaştırılmışıdır, yemekte sakınca yok. Kıymayı erkeçten yaptırabilirsiniz.

BALIK;
Etle aynı besin değerine sahiptir. Daha az yağlıdır. Zayıflamak isteyenler ve şeker hastaları balığın, haşlanmışını ve ızgarasını tercih edebilirler.

TAVUK;
Köy tavuğu yemekte sakınca yoktur. Hazır tavukların hormonlu olma ihtimali çok yüksektir. Dikkat.

1. "Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır."
2. "İnsan, beslendiği şeyle mizâcı müteessir olduğuna delil, "kırk günde her gün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye dûçâr olur." Risale-i Nurdan 9. Lem'a

KÖMÜR IZGARASI;
Kömür ızgarasında kızartılan etlerden damlayan yağlar, kanser yapıcı maddelere dönüşerek havaya yayılırlar. Izgara etin mis gibi kokusu, aslında kanser yapıcı maddelerle doludur. Ayrıca etin üzerine yapışıp yanan yağlar da, benzer şekilde kansere sebep olur. Bu yüzden ızgarayı, etleri yandan ve üstten ısıtacak şekilde (döner gibi) yada ateşle teması olmayacak şekilde alüminyum folyolara sararak, yağsız tavada ve orta hararette yapmak gerekir. Yanmış yağ kanserojen maddeye dönüşür.

MERCİMEK:

Vücudunda kist ve tümör bulunan hastaların iyileşinceye kadar mercimek yemesi uygun değildir. Kabızlık için birebirdir. Görme kuvvetini artırır, zekayı geliştirir.

PATLICAN:

Vücudunda kist ve tümör bulunan hastaların iyileşinceye kadar patlıcan yemesi uygun değildir. Karaciğer, böbrekleri kuvvetlendirir. Kolesterolü düşürür, damar tıkanıklığına iyi gelir, çarpıntıyı önler. Gut (eklem ağrıları) romatizma ve mideye iyi gelir. Ayrıca:şeker hastalarına közlemesi ve salatası tavsiye edilir.

SEBZE VE MEYVE:

Her sebze ve meyvenin mevsimine göre yenilmesi daha uygundur. Ayrıca bolca tüketilmesi faydalıdır. (Şeker hastası; şekeri düşürme endeksi düşük olan meyveleri tercih etmelidir.) Bunların doğal olmasına, içinde katkı maddelerinin olmamasına, yapay üretilmemiş olmasına, sebze ve meyveler yetiştirilirken genetik değişiklik yada hormon uygulaması, bilinçsiz ilaçlama yapılmamış olmasına dikkat etmek gerekir. Gelecek bölümlerde daha geniş açıklama var.

NOT; Meyveler yemeklerden yarım saat önce veya iki saat sonra yenmelidir. Yemeklerden hemen sonra yenirse, midemizdeki gıdalarla mayalaşarak alkole dönüşmekte ve karaciğere zarar vermektedir.

SALATALAR:

Mevsime göre salata olarak yenilebilecek her türlü sebze yenmelidir. Sebzeler, hormonsuz olmalıdır.
SALATA YEMEĞİ: (ÇOBAN SALATASI)
Aşağıda isimleri liste halinde verilen sebzeler; karıştırılarak çoban salatası yapılır. Limon ve zeytin yağı ilave edilir. Yemeklerden 30 dakika Önce yenir.

Bu çoban salatası; 1. Kanser hastalarına 2. Şeker hastalarına 3. Zayıflamak isteyenlere tavsiye edilir.
Şekeri düşürür, tansiyonu ve kolesterolü dengeler. Kanı çoğaltır, kanı temizler ve damarları açar. Lifli besinler olduğu için; kanserle savaşır, hazmı kolaylaştırır ve zayıflatır.

DOMATES:
Aç karına suyu içilir. Elde yenir. Yemekler de ve çoban salatasında kullanılır.

HAVUÇ:
Soymadan iyice yıkanır, elde yendiği gibi; Çoban salatasında da kullanılır. Kızartması, şişmanlatır. Şeker hastalarına tavsiye edilmez.

ISPANAK:
Yemekler de ve çoban salatasında kullanılır.

LAHANA:
Taze yaprakları elde yenir. Yemeği yapılır. Çoban salatasında kullanılır.

LİMON:
Çoban salatasında kullanılır.

MARUL:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

NAR EKŞİSİ:
İçilir. Çoban sdalatasında kullanılır.

MAYDANOZ:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

PATATES:
Haşlanmışı; elde yenir, Yemekler de ve çoban salatasında kullanılır.

PATLICAN:
Közlemesi. çoban salatasında kullanılır.

ROKA:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

SALATALIK:
Elde yanir. Çoban salatasında kullanılır.

SEMİZOTU:
Elde yenir. Yemekler de ve çoban salatasında kullanılır.

SİRKE:
İçilir. Çoban salatasında kullanılır.

SİVRİ BİBER:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

SOĞAN:
Çoban salatasında kullanılır. Ayrıca; akşamdan doğranır, suyun içine ıslanır, sabaha kadar bekletilir. Süzülür. Suyu içilir. Soğanı salatada kullanılır. Yemeklerde kullanırken yağda yakmayınız.

TERE:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

TURP:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

YERELMASI:
Elde yenir. Çoban salatasında kullanılır.

YUMURTA:
Haşlanmışı, elde yenir. Çoban salatasında kullanılır. Haşlanmışı tok tutar.

ZEYTİN YAĞI:
Çoban salatasında kullanılır.

YAĞLAR:

Yağlardan hayvanın iç yağları, kolesterol yapan sıvı yağlar, yani damarları tıkayan yağlar hariç, koyunun kuyruk yağı, tereyağı ve zeytinyağı yenmelidir. ( Kuyruk yağı romatizma, siyatik, bel ağrısı eklem kireçlemesi ve menüsküs için tavsiye edilir. ) (Hadisi Şerifte, dağda otlamış üç yaşındaki koyunun kuyruk yağı tavsiye edilmektedir. )

KUYRUK YAĞI;
Üç yaşında dağda otlamış olanı tercih edilmelidir. Romatizma, siyatik, bel ağrısı, eklem kireçlemesi ve menüsküs için tavsiye edilir.

TEREYAĞI;
Hadisi Şerifte “yağı devadır” buyuruyor. Mideyi yormaz, kolesterolü artırmaz, damarları tıkamaz.

ZEYTİNYAĞI;
Vücudu besler, tok tutar, kolesterolü düşürür, kalp ve damarları korur, safra kesesi ve raşitizm hastalığı için faydalıdır. Karaciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Kabızlık için faydalıdır. Böbrekleri temizler ve taşların düşmesine yardımcı olur. “70 derde devadır.”

KEPEKLİ UN VE KEPEKLİ EKMEK:

Kepeği alınmamış undan yapılmış ekmek yiyiniz. Peygamberimiz, (a.s.m) unu kepeğiyle ekmek yaptırmış.
%30 Kepek % 70 Un olmalıdır.
Kepekli ekmek; bağırsak kanserine yakalanma ihtimalini yüzde 50 oranında azaltıyor.
Kepekli ekmek; safra kesesinde taş oluşması ihtimalini de azaltıyor. Çünkü,
kepek ekmeği; beyaz ekmek, çavdar ekmeği ve mısır ekmeği gibi diğer ekmek türlerinde bulunan bütün vitamin ve mineralleri içerir. Bunun yanında kabızlığı önleyen,
kepekli ekmek; iştahı keser kilo vermeye yardımcı olur. Kolay hazmedilir.
Kepek ekmeği; metabolizmanın çalışmasını hızlandırdığı için, sindirimle ilgili rahatsızlıklara ve kabızlığa da birebir çözümdür. Bağırsakların çalışmasını sağladığı gibi, bağırsak kanserini ve hemoroit oluşumunu da engeller.
Kepek ekmeği; östrojenin ( kadınlık hormonu ) dolaşımını da azaltır. Bu da kadınlarda, göğüs ve rahim kanserini önleyen bir faktör oluşturur.
Kepekli ekmek; şeker hastalarının ve kilo problemi olan kişilerin rejim listelerinin başında olmalıdır.
Kepek ekmeği; kalp ve dolaşım hastalıklarına iyi gelir. Besin değeri yüksek, ekonomik bir gıdadır.

BULGUR:

Fıtri olarak yetişen buğdaydan yapılırsa, bulgur pilavını, üzüm hoşafı ile bol miktarda yiyiniz. Bulgur pilavı, üzüm hoşaf ile yenirse kan yapar.

PİRİNÇ:

Esmer pirinci evinizden eksik etmeyiniz. Bağırsak rahatsızlıkları için birebirdir. Şekeri düşürür.

BAL:

Soframızdan eksik olmasın, şifalıdır. “İki şifa biri Kur’an, biri bal” Hadisi şerif. Mikropların üremesini önler, beyin hücrelerinin beslenmesinde büyük rolü vardır. Vakitsiz ihtiyarlamaya engel olur. Çiçek balı zayıflamak isteyenlere ve şeker hastalarına tavsiye edilmez. Şeker hastaları ve zayıflamak isteyenler; çam balının ikinci ve üçüncü sağım veya mahsulünü kullanmalıdırlar.

BAL;
Balın, difteri, boğmaca, verem, ülser, bazı cilt ve sinir sistemi hastalıkları gibi 500'e yakın hastalığın tedavisinde olumlu etkileri vardır.

Bal; bileşiminde bulunan çeşitli vitamin, mineral, organik asit ve enzimler nedeniyle sindirimi kolay, besleyici ve birçok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özellik gösteren bir gıdadır.

Bal; bileşim maddelerince zengin oluşu nedeniyle özellikle sağlıklı yaşamda da önde gelen gıdadır.

Bal; difteri, boğmaca, verem, ülser, bazı cilt ve sinir sistemi hastalıkları gibi 500'e yakın hastalığın tedavisinde olumlu etkileri saptanmıştır. Balın bilinen bu özellikleri sağlamasında, antimikrobiyel, antioksidan ve büyüme faktörü biyoaktivitesi gösteren bileşenler etkili olmaktadır.

"Her gün düzenli olarak yenmesi gerekiyor"

Birçok medeniyete ait yazıtlarda ve kutsal din kitaplarında kutsal veya şifalı bir gıda olduğu belirtilen balın bileşiminde, insan sağlığı için önemli bir çok besin maddesinin bulunduğunun bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.

"Ülser ve diğer mide hastalıkları, kalp yetmezlikleri, çarpıntı, kemik hastalıkları, öksürük, alerji, bronşit, kansızlık, boğaz ağrısı, sinir hastalıklarının tedavisinde olumlu etkileri saptanan balın, kabızlığı giderdiği, vücuttaki kanı temizlediği, damarları genişlettiği ve kan dolaşımını kolaylaştırdığı, kalbi güçlendirdiği, yara ve yanıkları iyileştirdiği bilinmektedir."

İNCİR VE ZEYTİN:

İncir ve zeytin konusunda ayeti kerime var. (Kuru incir, zeytin yağı içinde 15 - 20 gün, güneşte bekletilerek yenir ve yağından içilirse, sperm sayısını artırır.

İNCİR;
Hamileler ve çocuklar için çok faydalıdır. Az yenirse şekeri yükseltmez, kolit, akciğer ve yorgunluğa iyi gelir. Hazmı kolaylaştırır, kabızlığı giderir.

ZEYTİN;
Zayıflamak isteyenler ve şeker hastaları yiyebilirler. “Zeytin Yağı 70 derde devadır.” Hadisi Şerif.

ÜZÜM:

Beyin için faydalıdır. Hafıza için her gün 21 adet kuru üzüm tavsiye edilmiştir. Kanı çoğaltır. Kalbi, mideyi ve bağırsakları kuvvetlendirir. Böbreklerin çalışması, beden ve beyin yorgunluğuna iyi gelir. Zindelik, canlılık ve enerji verir. Zayıflamak isteyenlere ve şeker hastalarına tavsiye edilmez. Şekeri yükseltir. Ölçüyü kaçırmayınız.

KIZARTMALAR:

Yağda kızartma yaparken aşırı kızartılmamalı, vasat olmalı. Yanmış yağ; kanserojen maddeye dönüşür.

BESİNLERİ YÜKSEK ISIDA PİŞİRMEYİN!
Kansere karşı savaşta en önemli kural sık sık, azar azar dengeli beslenmek. Besinleri uzun süre yüksek ısıda pişirmek kansere davetiye çıkarıyor.Yanmış yiyeceklerin kesinlikle tüketilmemesi, proteinli süt gibi besinlerin asla şekerle kaynatılmaması gerekiyor. Bunlardan bazıları, kestane kebap, gözleme, kavrulmuş leblebi, krem karamel....

KANSERE KARŞI BESLENMEDE EN ÖNEMLİ KURAL NEDİR?
En önemlisi beslenme yoluyla bağışıklık sistemimizi güçlü kılabildiğimiz için yeterli ve dengeli beslenmek. Yani sık sık, azar azar, az yağlı ve günlük alması gereken besin maddelerini alarak, karamelize edilmiş yiyeceklerden uzak durulması lazımdır. Şekerin yakılması olarak tanımlayacağımız karamelizasyon, kanser yapıcı faktörler arasında düşünülmelidir. Bundan dolayı, karamelli pasta, karamelli dondurma gibi besinleri çok sık tüketmemek gerekir.

ÖYLEYSE PİŞİRME YÖNTEMLERİ DE ETKİLİ...
Yanmış olan her besinde risk çok yüksektir. Susamı yanmış simit, yanarak üzerinde siyah benekler oluşmuş bazlama, gözleme tipi yufkalar, kabuğu yanmış ekmek, kurabiye, börek ve kek, fazla kızartılmış ekmek, kestane kebabın yanmış dış yüzeyi, kavrulmuş ve üzerinde siyah benekler oluşmuş sarı leblebi türü besinler çok sık tüketilmemelidir.

YEMEK PİŞİRİRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?
Maalesef çoğu kişi soğanı yağın içinde iyice kavurarak yemek yapmaya başlar. Ama gerçek şu ki yağın içinde soğanı kavurmak kansere davetiyedir. Dumanlama - tütsüleme yöntemi ile hazırlanmış füme besinler tehlikeli gruptadır. Kısacası, besinlerin sizi kanser yapmalarını istemiyorsanız onların canını yakmayın. Yani yüksek ısıya uzun süre maruz bırakmayın ve de durup dururken tütsülemeyin.

PEKİ SOĞANI NASIL KULLANMALI?
Sebze yemeklerinde önce kıyma veya et suyla birlikte öldürüp pişirilmeli. Soğan üzerine çiğden konmalı. Soğanla biraz pişirdikten sonra salça ve domatesi koyup su kaynamaya başladıktan sonra sebzeler doğrayarak içine atılmalı. Sebze yemeklerinde vitamin ve mineral kaybını önlemek için en doğru olan, çok az suda pişirmektir.

KANSEROJENLERE KARŞI ETKİLİ OLAN MADDELER NELER?
Vitamin ve minerallerin dışında 'ikincil bitki maddeleri' veya 'Fitokimyasal' dediğimiz bazı özel maddeler vardır. Bu maddelerin kanser riskini önlediği bilinir. Brokolide bulunan 'Sulforofan', çilek, böğürtlen, üzüm cevizdeki 'Ellag Asidi', narenciye ve kimyondaki 'terpen', domates, avakado ve mürdüm eriğindeki 'Lutein' maddesi ve bir çok bitkide bulunan 'Flavanoidler', vücudun ürettiği protein moleküllerini aktive edip, insan hücrelerine giren kanser yapıcıları zararsız hale getirmelerini sağlarlar.

Yediklerinizi kanserojen hale getirmemek için, uzun süre yüksek ısıda işleme tabi tutulan bol proteinli besinler, kanserojen maddelerin oluşumuna neden olur. Buna mutajenite denir. Eti 35 dakika süreyle ızgara yaparsanız veya 5 dakika süreyle kızgın yağda kızartırsanız, kanserojen hale getirmeyi başardınız demektir.

Eti sebzelerle birlikte pişirirseniz - türlü, kıymalı taze fasulye gibi- o zaman mutajenite oluşumunu çok büyük oranda önlemiş olursunuz. Eti tek başına yemek yerine daha çok sebze ile karıştırarak yemek her zaman daha sağlıklıdır.

TAZE SEBZELERİ YAĞDA KIZARTMAYIN. KANSEROJEN ETKİ OLUŞTURABİLİRSİNİZ.
Sebze ve kurubaklagilleri yıkamadan yemeyin, pişirmeyin. Çünkü, tarım ilaç kalıntılarını pişirme yolu ile yok edemezsiniz.

Pirinç, un, soğan gibi besinleri yağda kavurmayın. Protein kaybı olur. Ayrıca, kanserojen etki oluşturabilirsiniz.

Yüksek ısıda uzun süre kaynatmayın. Bu bir çok vitamin ve mineralin kaybına neden olur, kanserojen etki oluşturabilir.

Ateşe çok yakın tutarak pişirme ve tütsüleme yapmayın.

Kurubaklagil ve tahılları kuru, nemli olmayan yerlerde saklayın. Aksi takdirde küf toksinleri oluşturabilirsiniz.

Buzluktan çıkartıp çözdürdüğünüz yiyecekleri bir daha dondurmayın. Aksi taktirde kanserojen etki oluşturabilirsiniz.

Özellikle salça, turşu, reçel vb. gibi besinleri boşalmış deterjan ve ilaç kutularında, boyalı plastiklerde saklamayın. Kurşun ve kanser yapıcı diğer maddeler yiyeceğe geçer.
Küf ve toksin üremiş besinlerden uzak durun.

YANIK YAĞLAR:

Tekrar tekrar kullanılan yağlar Kanserojen maddeye dönüşüyor. Aşırı yanmamalıdır.

YEMEK PİŞİRME METODU:

Yağlar; yemek yapılırken yanmamalıdır. Çift tabanlı tencere tavsiye edilir. Malzemesi konur hafif ateşte pişirilir. Besinlerin taze olanlarının yenmesi çok önemlidir. Bilindiği gibi bir sebze veya meyve dalından koptuğu andan başlayarak vitamin, mineral ve diğer besin değerlerini yitirmektedir. Pişirilen yiyecekler de bekletildiklerinde besin kaybına uğrarlar. Yiyecekleri pişirmeden yediğimizde besin değerleri, pişirerek yediğimize oranla daha yüksektir. Bu da besleyici değerini arttırmaktadır. Besinleri az suyla, yada kendi suları ve yağlarıyla veya az yağ kullanarak pişirmek en iyisidir. Kendi suyu ve yağıyla pişen yemekler hem daha lezzetli hem daha besleyici olur.

YEMEK VE İÇMEK:

Çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz ve içmeyiniz. Beş saat geçmeden yemeyiniz, yemekten sonra 2 saat geçmeden su içmeyiniz. Mide çalışırken, soğuk su içilirse midenin çalışmasını önler. Yemek, içmek sadece beslenmemiz için gerekli değildir. Bizim yaşamdan keyif almamızı da sağlar. Bu sebeple yemek saatlerimizi keyfe dönüştürmeliyiz. Hastalar genellikle kendilerini geriye çeker, aile ve akrabalarından uzak dururlar. Sürekli hastalıklarını düşünür, günlük sosyal aktivitelerden uzaklaşırlar. Oysa bu yanlıştır. Aileyle birlikte keyif içinde yemek yemek daha sağlıklıdır. Doktorlar engellemediği sürece sosyal yaşamdan uzaklaşmamak, normalde sürdürülen yaşama devam ettirmek en iyisidir. Ayrıca sofraların özenli ve güzel olması, sofraya getirilen yemeğin görünümü ve sunumuna da özen gösterilmesi çok önemlidir. Hastaların iştahının yerine gelmesi demek, onların yeniden yemek yiyebilmeleri ve kendilerini daha iyi hissetmeleri, dolayısıyla yaşam kalitelerinin artması demektir. İnsan bedeni için, az az ve sık sık yemek yemek daha sağlıklıdır. Ara öğünlerde taze meyveler tavsiye edilir. Yiyeceğimiz şeyler çeşitli ve besleyici olsun. Devamlı acı yemeyiniz. Aşırısından kaçınınız.

HORMON:

Hormonlu gıdalardan sakınılmalıdır. Bilhassa seralarda yetişen hormonlu gıdalardan. Fıtri olmayan, sonradan yapılan bir müdahale ile yetiştirilen, çekirdeksiz meyve ve sebzeler kısırlık yapar. Suni yemle beslenen hayvanları yemeyiniz. Suni gübre ile yetişen bitkileri yemeyiniz. Hormonlu gıdalar, kanseri daha çok tetikler.

RADYASYON:

Radyasyon ve radyasyonlu gıdalardan sakınılmalıdır. Radyasyondan dolayı dağlarda ağaçların bazıları kurumuştur. (Çernobil olayına dikkat) Röntgen çekimleri sık olmamalıdır. Yılda bir kez çekilen röntgenin de kanser yapacağı düşünülmemelidir. Ayrıca bilgisayardan, dijital saatlere ve cep telefonundan televizyona kadar pek çok alet radyasyon yaymakta ve biz de bunların etkisinde kalmaktayız. Televizyonu yakından seyretmek, cep telefonundan gerekmedikçe konuşmamak, bilgisayarların arkasında oturmaktan kaçınmak bizi az da olsa radyasyonun zararlı etkilerinden korur. Uzun süre bilgisayarda çalışanların çıplak ayakla çalışmaları yararlı olur. Devamlı röntgen ışınlarına maruz kalmayınız Ayrıca radyasyon etkisinde kaldığımız zaman yapılacak en iyi şey hemen duş almaktır.

KATILAŞTIRILMIŞ YAĞLAR (MARGARİNLER):

Sindirimi oldukça zordur. Kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme listesinde margarine yer yoktur. Katılaştırılmış yağlar; yani eksi 40 - 50 derecede hidrojenle dondurulan bitkisel yağlar; 36 - 37 derece olan vücut sıcaklığında erimez. Deneyiniz. Avuçlarınıza bir miktar tere yağı, bir miktar da margarin alınız. Acaba hangisi çabuk eriyecek, deneyiniz. Peygamberimiz; tereyağını tavsiye ediyor.

ÇAY VE KAHVE:

Çok çay ve kahve içmeyiniz. Çünkü çay ve kahve besinlerle alınan minareleri bağlayıp kana karışmasını engeller. Bilhassa yemeklerden hemen sonra içilen çay ve kahve, demirin kana geçmesini engelleyerek kansızlığa sebep olur. Damar sertliği yapar. Aşırısından kaçınınız. Aşırı siyah çay içmeyiniz, İçmek gerekirse birkaç damla limon damlatınız. Çernobil olayını hiç bir zaman unutmayınız. Çayı demlerken, mutlaka soğuk su ile yıkayınız. Tedbirli olmalıyız. Limon hayat kurtarır. Şifalı bitkilerin çayını veya yeşil çayı tercih ediniz.

ALKOL VE ALKOLLÜ İÇECEKLER:

Alkol kullanmayınız. Çünkü çok tehlikeli hastalıklara sebep olduğu tıbben açıklanmıştır. Siroz hastalığı gibi.

KOLALI İÇECEKLER, GAZOZ VE HAZIR MEYVE SULARI:

Kolalı içecekler, gazoz ve hazır meyve suları az içilmelidir. Çünkü kolalı içeceklerin içinde Asit düzenleyici sitrik asit (E330) vardır. Gazoz ve kolalarda asit fazla olduğundan, çocuklarda diş çürümelerine sebep olurlar. Zayıflamak isteyenlerin ve şeker hastalarının içmemesi gerekir. Susuzluğu gidermek için en iyisi, en güzeli, doğal memba sularıdır. Gazsız sodalar, şekersiz bitki ve meyve suları susuzluğu gidermek için idealdir.

SİGARA:

Sigara içmeyiniz. Kanser yaptığı, sayısız bilimsel çalışmayla tespit edilmiş olan sigara, bütün tehlikesine rağmen, bağımlıların vazgeçemediği bir zararlı alışkanlıktır. Sigara içen kişilerin, %100 kanser olma ihtimali kuvvetlidir. En iyisi, hiç başlamamak.

SİGARA:
Dünyada her 13 saniyede bir kişi sigara yüzünden hayatını kaybediyor.

Önlem alınmaması durumunda gelecek 20 yılda Türkiye'de sigaraya bağlı nedenlerden ölenlerin sayısının yaklaşık 550 bine yükseleceği belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, sigara ve alkol kullanımının, insan vücudunun savunma sistemini çökerterek sayısız hastalık ve ölümlere zemin hazırladığı ifade edildi.

Türkiye'de düzenli sigara içen kişilerin % 55'inin, 35-58 yaşları arasında hayatını kaybettiği ifade edilen açıklamada, önlem alınmaması durumunda Türkiye'de gelecek 20 yılda sigaraya bağlı nedenlerden ölen kişilerin sayısının yaklaşık 550 bine yükseleceği kaydedildi.

Açıklamada, şu uyarılar yapıldı:
Sigara hem siz hem de pasif içici konumundaki çocuklarınız için öldürücü bir tehlikedir. Siz bu satırları okurken, dünyada 5 kişi daha sigara nedeniyle hayatını kaybetti.

Sigara başta ölümlere neden olan kalp damar hastalıkları olmak üzere, akciğer,ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserine yol açıyor.

Sigara ayrıca peptik ülser, kronik bronşit, felç, astım, reflü, erken menopoz, diş eti iltihabı, kemik erimesi ve katarakt hastalıklarına zemin hazırlarken, hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerini de beraberinde getiriyor.

Sigara kullanan hamile kadınların bebekleri fiziksel ve zihinsel özür riskiyle karşı karşıyadır. Sigara içen annelerin sütlerinde bulunan 'dioxin' maddesi ise öldürücü etkiye sahip bir zehirdir.

Sigaranın sağlığa zararlı olduğu,
paketi her elinize aldığınızda gözünüze çarpar...

Peki ya güzelliğe zararı?...
Sigara; cildinize, gözlerinize, dudaklannıza zarar veriyor,
kırışıklıklara, selülite neden oluyor ve çabuk yaşlandırıyor...

Selülit riski

Hiç sigaranın selülit yapabileceği aklınıza gelir miydi?...
Maalesef selülitin nedenlerinden biri de sigara.
Dolaşım sistemindeki bozukluk, sıvı akımını durduruyor ve metabolizmayı yavaşlatıyor.
Maalesef bütün bunlar, selülitlerin çoğalmasını destekliyor.

En çok zarar dişlere

Dişler, sigaradan en çok zarar gören yerlerden biri.
Sadece rengin sarartmakla kalmıyor, aynı zamanda vaktinden önce bozulmasına da neden oluyor. Sigara, aynı zamanda ses tellerine ve ses ahengine de zarar veriyor.

Dudaklar kırışıyor

Sigarayı içe çekmek için yapılan dudak hareketi, hassas olan bu bölgede kırışıklıklar meydana getiriyor.

Cildi yaşlandırıyor

Sigara, damarların daralmasına neden oluyor.
Damarların daralması ise besin ve oksijen akışım azaltıyor.
Bu nedenle deri, parlaklığını kaybediyor.
Esnekliğini kaybeden kılcal damarlar ise derinin çabuk
zarar görmesine neden oluyor.

İÇME SULARI:

İçme suları ilaçsız olmalıdır. Doğal memba suları içiniz. Çünkü vücutta ortaya çıkan zararlı ve zehirli maddeleri temizleyip idrarla dışarı atmak için bol miktarda su içmeliyiz. Kabızlığı önler. Tokluk hissi verir. Yağ depolanmasına engel olur. Böbrekleri çalıştırır. Günlük su ihtiyacımız 2 litre kadardır. Bitki ve meyve çayları ile doğal meyve suları susuzluğu gidermek için idealdir.

OKSİJEN TEDAVİSİ VE BUHAR TATBİKATI:

Akciğere gelen kanın temizlenmesi için oksijen tedavisine ihtiyaç vardır. Normalde ormanlık bölgelerde yaşayan insanlar fıtri olarak oksijen tedavisini hiçbir tıbbi müdahale ihtiyaç duymaksızın elde etmektedirler. Büyük şehirlerde yaşayan insanların ise, fıtri oksijen tedavisini alabilmeleri mümkün değildir. Ancak, şifalı bazı bitkilerle yapılacak olan buhar tatbikatıyla bu mümkün olabilecektir. Çünkü akciğere gelen kirli kanın, alınacak bol oksijenle temizlenmesi mümkündür. Şöyle ki; oksijen kandaki karbon ile birleşince karbondioksit olarak dışarı atılır. Böylelikle hem kan temizlenmiş olur, hem de vücudun ısısı meydana gelir. Bu da gösteriyor ki; insan sağlığı açısından vücutta bulunan kanın mutlaka oksijen tedavisi ile temizlenmesi gerekmektedir.

KANSERİ OKSİJENLE (OZON TEDAVİSİ İLE) YENMEK MÜMKÜN
İnsanlar, birçok nedenden dolayı oksijen yetersizliği çekerler. Örneğin; uzun süre hava kirliliğine maruz kalma, sigara içme, hareketsiz yaşam, stres, akciğer ve kalp-damar hastalıkları, canlılıklarını yitirmiş gıdalar, derin nefes alamamak ve yetersiz egzersiz gibi...

Kanserin temel nedeni oksijensizlik İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran bilimsel çalışmasından elde ettiği sonuçları açıkladığında kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyor.

Dr. Warburg’a göre vücuttaki 'onkojen'ler stres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle de uyarılarak kanseri başlatabiliyor. Hücresel oksijen yetersizliği, kansere yol açtığı düşünülen önemli bir faktör.

Dr. Warburg o zaman şöyle yazmıştı: "Kanserin tek ve nihai temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani 'anaerobiosis'tir. Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir."

Dr. Warburg, herhangi bir embriyondan alınan normal hücreleri laboratuvar tüpünde oksijensiz büyümeye zorlandığında kanser hücrelerinin özelliklerini aldıklarını gösterdi. Warburg, "Bu, normal hücrelerin, sadece tek bir değişkeni değiştirmekle, kanserli hücrelere dönüşebileceği anlamına geliyor" demişti.

Dr. Warburg’un teorisine göre, hücreler oksijenden mahrum bırakılınca, en 'ilkel' dönemlerine geri dönebiliyor ve enerjilerini, normal bitki ve hayvanların yaptığı gibi oksijenden değil, bunun yerine şekerin fermantasyonundan alarak, glikoz reaksiyonlarına girebiliyordu. Kanser hücrelerinin çok hızlı üremeleri, çok yüksek miktarda glikoz kullanımını gerektiriyor ve glikozu laktik aside dönüştürüyor. Bedenin asitlilik derecesi yükseldikçe, hücrelerin oksijen kullanmaları daha da zorlaşıyor. Bilindiği gibi kanserli hücreler, sağlıklı insan hücrelerine oranla tam 10 kez daha fazla laktik asit içerebiliyor.

Yine aynı oksijen yetersizliği teorisine göre kanser hücreleri, oksijenden zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden, yeterli oksijen sağlanırsa, bu cinnet halindeki glikoz fermantasyonun durduğu, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.

Oksijen eksikliğinde kanser yayılır Oksijen eksikliği, kanserin yayılmasını da kolaylaştırıyor. İsveçli bilim adamları, oksijen eksikliğinin, kanserli hücrelerin primer (ana–kaynak) tümörden ayrılıp başka yerlere yerleşmesine neden olduğunu tespit ettiler. Kanda, hücrelerde ve dokularda oksijen eksikliğine bağlı gelişen fonksiyon bozukluğu olarak bilinen hipoksi durumunda, CXCR4 geninin aktif hale geldiğini saptadılar.

Bu genin aktif hale gelmesinin, kanserli hücrelerin başka organları gitmesini kolaylaştırdığını belirleyen bilim adamları, hücrelerin primer tümördeki oksijen eksikliğinde agresifleşerek başka bir yere yayıldığını kaydetmişlerdir.

Oksijen bağışıklık sistemini güçlendirir Ozon bağışıklık sistemini “modüle eder”. İnsandaki immünolojik mekanizmalar (yani bağışıklık sistemi) oksijene bağlımlı olarak çalışır.

Alessandra Larini, Carlo Aldinucci ve Velio Bocci adlı araştırmacıların İtalya Genel Fizyoloji Enstitüsünde yapmış oldukları bilimsel çalışmaya göre; Ozonterapi immün sistemi modüle ederek, dengeler; yani, bağışıklık sistemi zayıflamış ise onu güçlendirir, aşırı reaksiyon göstermiş ise onu dengeler.

Ozonlanmış kanda mononükleer hücrelerin sayısında artmaya yol açarak, bu hücrelerin tümör ve mikrobik hücrelere karşı savaşmasına yardımcı olur. Bu hücrelerin görevi olan fagositozu uyarır, tetikler. Böylece iltihap ve kanser hücresi ile mücadele etmede çok önemli olan “Sitokin” adı verilen IL-2, ,IL-4, IL-6,IL-10,TNF-a,IFN-a maddelerinin üretimini arttırır. Böylece anti-tümöral, anti-viral ve kök hücrelerinin üretimini uyarıcı etki yapar. Isı artışı ve karaciğerdeki C-reaktif adlı protein sentezini 100 kat arttırarak fagozitozu kolaylaştırır.

Klasik kanser tedavilerinden Radyoterapi ve Kemoterapi'nin tedavi edici etkinliğini arttırır. Oksijen, “Radyasyon - duyarlaştırıcı (Radyosensitizer) ve Kemo-duyarlaştırıcı (Kemosensitizer)” dir. Hem radyoterapi, hem de kemoterapi oksijenin bol olduğu ortamda daha etkili olur ve tümör öldürücü etkileri artar. Örneğin ışının istenildiği dozda ulaştırılamadığı dokular ya da tümör nedeniyle tahrip olmuş dokulara kemoterapötik maddenin ulaştırılabilmesi için dozu arttırmak veya dokunun oksijenlenmesini arttırmak gerekir.

Ozonterapi ile tümör ve çevresindeki oksijen arttırılarak radyoterapi ve kemoterapi ile daha az dozda daha yüksek etki elde edilebilmektedir. Aynı zamanda oksijenin tümör üzerindeki direkt okside edici (yakıcı) etkisinden de faydalanılmaktadır.

Kemoterapi ve radyoterapi kabus olmaktan çıkıyor Ozonterapi kan sirkülasyonunu artırarak ve dokuların iyi oksijenlenmesini sağlayarak, radyoterapi ve kemoterapinin sık görülen yan etkilerini azaltır.

Radyoterapi ve kemoterapi alan hastalarımıza eş zamanlı veya bu tedavilerden önce ozonterapi başlandığında, bu hastalar için artık kemoterapi ve radyoterapi korkulu rüya olmaktan çıkmaktadır.

Toksik etkisi olmayan ozon genellikle hücrelerin oksijen uyumunu geliştirir ve oksijenasyon dengesini sağlayarak, tümörün oluşturduğu doku tahribatının tamirini ve dolayısıyla iyileşmesini hızlandırır.

Kemoterapinin yan etkilerinin gidermenin ülkemize maliyeti yıllık sadece 15 milyon dolar olarak kabul edilmektedir. Kemo-radyoterapi alan ve uzun süre yaşayan hastaların en büyük sorunu daha sonra ortaya çıkan geç yan etkilerle ömür boyunca boğuşmaktır. Ozonterapi ile erken ve geç yan etkiler asgariye indirilebilmektedir.

Ozon nedir? Nasıl uygulanır?
Ozon oksijenin özel bir formudur. İki oksijen atomu içeren normal oksijenin aksine ozon 3 oksijen atomu içerir. Yüksek oksidasyon etkili, keskin kokulu, stabil olmayan bir gazdır. Ozonun uygulanış biçimlerinden biri ve en etkilisi hastanın kendi kanının kullanılmasıdır.

Geri dönüşümsüz vakumlu bir şişeyle hastanın kanı çekilir, ozon kana katılır ve derhal kan tekrar vücuda verilir. Bu yöntem acısızdır ve yaklaşık 15 dakika sürer. Bu yöntemle immun sistemi güçlendiren ozon, dokuları oksijene boğar ve tümör hücresinin yaşabileceği ortamı yokeder.

Ozon Terapi'nin yan etkisi yoktur Vücudun temel yapısını su ve oksijen oluşturduğundan ozon tedavisi doğal bir tedavi yöntemidir.

Günümüzde kanserin tedavisinde diğer tedavilerle birlikte oksijenin kullanılmasının önemi anlaşılmıştır. Tüm kanserli hastalara, başka hangi tedavi uygulanırsa uygulansın Ozonterapi mutlaka ilave edilmelidir. Uygulaması basit, kolay, ucuz ve yan etkisi yoktur.

GÜNEŞ IŞINLARI:

Sürekli güneş ışınlarına maruz kalmayınız. Özellikle son yıllarda ozon tabakasında meydana gelen deliğin büyümesi sonucu, güneşin zararlı ültraviyole ışıkları deriyi zedeleyerek kansere yol açmaktadır. Özellikle beyaz tenli, açık saç ve göz rengine sahip kişiler, esmerlere göre daha fazla risk altındadır. Derinin üst tabakasının hemen altında yer alan ve deriye rengini veren pigment dediğimiz kahverengi maddecikleri içeren hücreler, sarışınlarda esmerlere göre daha azdır. Aslında bu pigmentler güneş ışığının zararlı etkisini önleme görevini yaparlar. Bu sebeple esmerlerde deri kanseri daha az, sarışınlarda daha fazla görülür. Ancak bu pigmentlerin koruyucu etkisi de sınırlıdır. Bu sebeple, güneş ışığının uzun süre etkisinde kalanlarda, deri kanserleri geliştiği bilinmektedir. Ozon tabakası deliğinin büyük olduğu bölgeler (Avustralya gibi) daha fazla risk altındadır. Güneş ışığının bu zararlı etkisinden korunmak için, güneşte kalmamaya özen göstermeli özellikle saat 10-16 arası güneşten uzak durulmalı, güneşe çıkarken bedeni koruyan giysiler giyilmeli ve koruyucu faktörü yüksek güneş kremleri sürülmelidir. Ayrıca kozmik ışınlardan korununuz.

DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME:

Ağız yolu ile alınan besinler, önce ağızda, sonra mide, on iki parmak ve ince bağırsakta bazı işlemlere tabi tutulduktan sonra emilerek kana geçmektedir. Kana geçen bu besinler, kanda bulunan alyuvarlar vasıtasıyla hücrelere ulaştırılmaktadır. Kan ve kan dolaşımının genel manada iki vazifesi vardır. Birinci vazifesi, hücrelerdeki tahribatı tamir etmek, ikinci vazifesi ise, ölen hücrelerin toplanarak vücudun temizlenmesidir. Kanın içinde bulunan alyuvarlar, akyuvarlar gibi diğer maddelerinde, kanda mutlaka dengeli bir şekilde bulunması gerekmektedir. Mesela:Kanda alyuvarın azalması halinde kan seviyesinin azalması, yani kansızlık demektir. Kan seviyesinin azalması da insan vücudunda bulunan hücrelerin beslenememesine sebep olur. Bunun için kan seviyesini arttıran gıda maddelerinin bol miktarda tüketilmesi gerekmektedir. Akyuvarlar, insan vücudunun askerleri gibidir. Azalınca vücut savunmasında yetersiz kalırlar. Haddinden fazla çoğalması halinde de kana geçen ve alyuvarlar vasıtasıyla hücrelere taşınacak olan besinleri kullanarak, hücrelerin yine besinsiz kalmalarına sebep olurlar. Böylece beslenemezler. Bu durumun ortaya çıkmaması ve vücut sağlığı açısından dengeli ve sağlıklık bir beslenme için bazı mineraller, vitaminler ve bitkisel besinlerin mutlaka alınması ve çokça tüketilmesi gerekmektedir.

LİFLİ BESİNLER BİR ÇOK HASTALIĞI ÖNLER,
BİLHASSA KİST, TÜMÖR VE KANSER GİBİ:

Bir insanın ortalama günlük lif ihtiyacı 40 - 50 gram kadardır. 1 Dilim kepekli ekmekte 1.4 gram - Yarım bardak esmer pirinçte 1.0 gram - Yarım bardak bulgurda 0.9 gram - 1 bardak makarnada 1.1 gram - 1 orta elmada 3.5 gram - 3 orta kayısıda 1.8 gram - 1 orta muzda 2.4 gram - yarım greyfurtta 3.1 gram - 1 orta portakalda 0.8 gram - 1 orta armutta 1.9 gram - yarım bardak kuru fasulyede 7.3 gram - yarım bardak mercimekte 3.7 gram lif vardır.
Pişmiş sebzelerden yarım bardak bezelyede 3.6 gram - 1 orta patateste 2.5 gram - yarım bardak ıspanakta 2.1 gram - yarım bardak kabakta 1.8 gram lif bulunur.

1. Enerji değerleri sıfıra yakındır. Çünkü bağırsaklarda parçalanmazlar.
2. Suda dağılmazlar, suyu çekerler. Bu sayede doygunluk hissi verirler.
3. Bağırsakları çalıştırırlar ve kabızlığı önlerler.
4. Midede eriyen lifler tokluk hissi verirler ve midenin boşalmasını sağlayarak, kolesterolün düşmesine yardımcı olurlar.
5. Yağ ve şekerlerin emilmesini yavaşlatarak, yağ deposu olmayı azaltırlar.
6. Tüm zararlı maddeleri sürükleyerek, emilmelerini önlerler ve dışarı atılmasını sağlarlar. Bu sayede kanser yapıcı maddeleri engelleyerek, kanseri önlerler.

KÜFLENMİŞ GIDALAR:

Küflenmiş gıdalardan sakınmalıyız. Küflenmiş tahıl, yer fıstığı ve bakliyatla bedene giren bu maddelerin kanser yapıcı etkisi bilimsel çalışmalarla ispatlanmıştır. Bunun dışında bozulmuş ve küflenmiş her türlü yiyecekten uzak durmak sağlığımızı korumak açısından da önemlidir.

BEDENİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN:

Beden, kendisine neyin gerekli olduğunu bilir ve isteklerini ve iştahı ona göre ayarlanır. Bu yüzden bedeninizin sesine kulak verin. Size ne gerekiyorsa o söyleyecektir. Kurallara aykırı bile olsa bazen hastanın iştahı ve istekleri doğrultusunda hazırlanan yemekler rahatsızlık vermediği gibi hastaya faydalı olur. Zaten zararlı olanı beden reddedecektir.

KİMYASAL TEMİZLİK MADDELERİ:

Çamaşırlar yıkanırken cildi tahriş eden deterjan kullanmayınız. Lavabolara atılan yuvarlak koku gidericiler aslında benzen maddesi içerirler. Bu maddelerin kokusunu uzun süre solumak lösemiye sebep olur.
Kullandığımız maddelerin içinde neler olduğuna dikkat etmek ve kansere yol açan maddelerden uzak durmak gerekir. Naftalin de bunlardan biridir. Giysilerimizi naftalinlerken tozunu solumamak, odayı ve giysileri iyice havalandırmak gerekir.

KİMYASAL BOYALAR VE CİLALAR:

Bazı boya ve cilaların çeşitli kanser türlerine sebep oldukları, bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu sebeple, boya ve cila yapılan ortamdan uzak durmak, boyanan mekânı iyice havalandırmak gerekir. Bazı mobilya cilalarının uzun süre koku salarak, sağlığa zararlı olduğu bilinmektedir. Bunlar sadece kanser değil başka hastalıklara da sebep olmaktadır. Ev dekorasyonunda ve mobilya cilasında bu tip maddeleri kullanmamak gerekir.

DİŞ SAĞLIĞI:

Ağızda çürük diş bulundurmayınız. Yemeklerden sonra, mutlaka dişlerinizi fırçalayınız. Lokmaları iyice çiğneyiniz. Sindirimin iyi olması için, iyi çiğnemek çok önemlidir. Halk arasında da söylendiği gibi iyi çiğnemek hazmın yarısıdır veya midenin dişi yoktur.

SÜT:

Süt şifalıdır. Bilhassa inek sütü anne sütüne en yakın süttür. Katkısız olmak şartıyla tavsiye edilir. Çocukların büyümesi ve beyin faaliyetlerinin artmasına yardımcı olur. Saç ve cilt güzelliğine katkıda bulunur. Kişiyi zinde tutar ve enerji verir.

TUZ:

Tuzu fazla kullanmak sakıncalıdır. Tuz 70 derde devadır, fazlası zarardır. Vasatı muhafaza etmek şarttır. Perhize dikkat etmeliyiz. Her şeyin normali, vasatı ve Sünnete uygun olanı iyidir. Günlük ihtiyaç bir tatlı kaşığı.

TUZ:
Peygamberimiz:
"Ya Ali yemekten önce ve yemekten sonra bir miktar tuz seni 70 tür hastalığa karşı korur" buyurmuştur.

Tuz nedir?
Tuz sodyum ve klor elementlerinden oluşur ve 1 gram tuzun suda çözülmesi ile 0,6 gramını kloriyonu ve 0,4 gram sodyumiyonu ortaya çıkar. Yetişkin bir insanın vücudunda 100 gram sodyum ve 77 gram klor bulunur. Bu elementler kan, lenf, hücreler, dokular, kemik, kıkırdak ve kirişlerde bulunur. Klor ayrıca mide asidi için gereklidir.

Sodyumiyonu vücudun osmotik (geçişmel, geçişen) yapısında çok önemli rol oynar. Yani hücrelere besleyici maddenin (vitamin, mineral, enzim, amino asit ve glukoz gibi) girişi ve hücrelerdeki artık maddelerin dışarı çıkarılmasında, kısaca transportta rol oynar. Ayrıca sinir ve kaslarda uyarıları iletmede rol oynar. Sodyum-potasyumla birlikte hücrelere giriş ve çıkışları konturol ederler.

Kloriyonunun yetersizliği kanın pH-Değerinin asitleşmesine buda asidoza sebep olur, asidozsa çok tehlikeli bir durumdur. Asidoz böbrek zafiyeti, akçiğer iltihaplanması, aşırı kusma ve ishale sebep olur. Klor bilindiği gibi şehirlerin su şebekesine katılır, çünkü klor mikropları öldürür. Klor aynı şekilde bağırsaklardaki zararlı bakterilere ve bunların üretiği zehirli gaz ve zehirli alkolleri zararsız hale getirir.

Tuz tansiyonu ne zaman yükseltir, şayet kişi daha önce böbrek iltihaplanması geçirmiş ve bu iltihaplanma kronikleşmişse, bu ağrı vermez. Kişi kronik böbrek ağrılarını unutur, fakat böbrekler kronik iltihaplı olması nedeniyle sodyumlu birleşikleri süzemez.

Böylece kanda sıvı oranı artar ve buda yüksek tansiyona sebep olur. Örenğin sodyum (Na+) ve karbonik asit (HCO3-) birleşerek sodyumhidrojen karbonat (NaHCO3) oluşur ve bu dışarı atılamaz. Yani bu sadece kronik böbrek iltihabı olanlarda olabilir aksi halde tuz yüksek tansiyona sebep olmaz.

Az tuz alındığında sodyum yetersizliği nedeniyle aritmi (kalpritim bozukluğu), yurğunluk, başağrısı ve bayılma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yüksek tansiyona karşı alınan ilaçlar (antihipertensif) üreyi artırır, trigliserid, kolesterol ve şeker metabolizmasını bozar, kan akışını yavaşlatır ve buda yüksek tansiyona sebep olur.

Diyet tuzu:
Diyet tuzu adı ile üretilen sodyumsuz yeni tuz: potasyum, magnesiyum,kalsiyum ve bir düzine organik asit içermektedir. Potasyum, sodyumun yerini tutmaz ve ayrıca acı bir tadı vardır. Potasyum besinlerde yeterince mevcut olup ayrıca ekstra almaya gerekte yoktur. Ayrıca ekstra potasyum alındığında sodyumun karşıtı (antigonistik) olduğundan hücrelerdeki transport işlemide negatif etkilenir. Hücrelere besleyici maddeler girer ve artık maddeler dışarı çıkar ve bu sodyum-potasyum dengesi ile olur.

Denge bozulursa hücrelerdeki artık madde dışarı atılmazsa hücreler çöp hücreye dönüşür. Bilindiği gibi psikolojisi bozuk bazı insanlar evdeki çüpü dışarı atmadığı gibi dışarıdaki çöpü evlerine çekerler ve bu çöp yığını bütün çevreye hastalık yayan mikrop yuvasına dönüşür. İşte hücrelerde böyle olabilir ve o zaman kişi hemen kolay hastalarnır ve hastalıklardanda kolay kolay kurtulamaz.

YUMURTA:

Fıtri ortamda beslenen tavuğun yumurtası tavsiye edilir. Doğada beslenen bir tavuk yumurtası (köy yumurtası) çiftliklerde yapay gübre ile beslenen tavukların yumurtası arasındaki tat farkını hepimiz biliriz. Yumurta; büyüme, üreme, süt meydana gelişi, kandaki alyuvarların oluşumu ve vücudun kendi kendine tamirinde önemli rolü vardır.

YOĞURT:

Yoğurt; inek sütünden yapılanı tavsiye edilir. Bolca yenmelidir. Sindirim sistemini korur. Kabızlığı, mide ülserini önler. Mide ve bağırsakları zinde tutar. Doğal bir antibiyotiktir.

YOĞURT;
Yoğurt, inek sütünden yapılanı tavsiye edilir. Bolca yenmelidir.

Sindirim sistemini korur. Kabızlığı, mide ülserini önler.

Mide ve bağırsakları zinde tutar. Doğal bir antibiyotiktir.

Zararlı bakterilerin üremesini durdurarak bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlar.

Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına etkisi bulunmaktadır, mide rahatsızlıklarını önler.

Şeker hastaları için yararlı bir besindir, kan şekerini düzenleyici etkisi bulunmaktadır.

Kaymağı alınmış ve mutlaka ekşimemiş yoğurt tercih edilmelidir.

Bağırsak düzensizliklerinin giderilmesine, özellikle çocuk ve yetişkinlerde karşılaşılan ishallerin tedavisine yardımcı olur.

Bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların çoğalmalarına ve hatta yaşamalarına engel olur.

Kanser riskini azaltır, özellikle kolon kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır.

Vücuttaki kolesterol miktarının azalmasına yardımcı olur, LDL kolesterolü azaltır.

Kandaki asit baz dengesini sağlıklı hale getirir.

Süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra laktoz intolerans nedeniyle bağırsaklarda gaz problemi yaşayan kişilerde laktozun parçalanması nedeniyle gaz oluşumunu azaltır.

Bağırsakları temizlediği, zararlı bakterileri önleyerek ishal oluşumunu engellediği için gıda zehirlenmelerine karşı koruyucudur.

Bağırsaklarda B vitaminlerinin bolca üretilmesini sağlar.

Rahatlatıcı etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle iyi ve rahat bir uyku için idealdir.

Kalsiyumun daha fazla emilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini sağlamaktadır.

Antibiyotik kullananlar, ilacın etkisiyle zarar görebilecek yararlı bakterilerin korunması amacıyla yoğurt yemelidirler.

Midesi çok duyarlı olanlar ile oniki parmak bağırsağı ülseri olanlara dokunabilir. Bu durumda dikkatli tüketilmelidir.

Yoğurt ayrıca inulin adıyla bilinen, alt sindirim sistemindeki sağlığı geliştirici bakterilerin üremelerini ve canlı kalmalarını sağlayan prebiotik bir madde içermektedir. Yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin üretiminde kullanılan geleneksel laktik asit bakterileri gastrointestinal sistemde canlı kalamaz.

Japonya’da yapılan ve sonuçları İngiltere’de yayımlanan araştırmalar, şekersiz yoğurdun nefes kokusunu giderdiği, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu.

Araştırma kapsamında 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80’inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğünü belirten Japon bilim adamları, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediğini vurguladı.

İngiliz Diş Sağlığı Vakfı yöneticileri de araştırma sonuçlarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Vakıf yöneticileri, İngiltere’de her dört kişiden birinin nefes kokusu sorunu bulunduğunu ve her 20 kişiden 19’unun hayatlarının bir döneminde diş eti iltihaplarından çektiğini bildirdi.

ABD’de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.

Tennessee Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin ortalama 7 kg olan kilo verme seviyesinden daha fazla kilo vermekle kalmadıklarını, aynı zamanda kas kütlesini de diğerlerine oranla iki kat fazla koruduklarını belirtti.

Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, “Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Bu duruma karşı en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt seçeneği” diye konuştu.

Sonuçları Uluslararası Obezite Dergisi’nin Nisan sayısında yayınlanacak araştırmayla ilgili bilim adamları, düşük yağ oranlı süt ürünlerinden oluşan kalsiyum ve protein ağırlıklı diyetin, yağ yakma ve kilo vermek için ideal olduğunu vurguluyorlar.

TATLANDIRICILAR:

Yüksek dozlarda alındığında sağlığa zararlıdır. Bazı tatlandırıcılar da tehlikeli hastalık yapıyor. Tatlandırıcılar iştah artırıyor. Tatlandırıcı kullanmak yerine şekersiz içmek denenmelidir. Şeker ihtiyacımızı da meyvelerden karşılamalıyız. Bilhassa şeker hastaları.

KİMYASAL MADDELER VE GIDA BOYALARI:

Kimyasal madde ve boyalar ile renklendirilmiş ve tatlandırılmış besinleri kullanmayınız.

ASBEST:

Güneydoğu Anadolu gibi bazı yörelerimizde toprakta bol miktarda asbest bulunur. Bu yörelerde asbestli toprakla evlerin sıvandığı çok görülür. Bu yüzden bu yörelerde asbestin yaptığı kanser ve tümörlere sık rastlanır. Ayrıca evlerimizde içinde asbest bulunan maddeleri kullanmamamız gerekir. Yanmayan bir madde olan asbest ile pek çok ev eşyası yapılmaktadır. Örneğin, ütü tahtaları bu maddeyi içeren bezle kaplanır. Bir süre sonra yıpranma ve eskime sonucu asbest kristalleri kopup etrafa yayılır yada ütülediğimiz giysilere yapışır. Soluma ve temasla bedenimize girerek kansere yol açar. Aynı şekilde, asbestli ızgaralar da kullanılmamalıdır.

BESİNLERİN TAZELİĞİ:

Son kullanma tarihi geçmiş yiyecekler, paketleri ve kutuları zedelenmiş, paslanmış, üzeri bombeleşmiş konserveler, rengi ve kokusu değişmiş yiyecekler, faydadan çok zarar verir. Besinlerin paketlenmesi ve saklanmasında, çevre ve insan sağlığına özen gösteren uygulamalara dikkat etmek gerekir.

1. ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA:

Vücudunda kist, tümör, ur, kitle, olan hastaların dikkat edeceği hususları bu bölümde anlatmaya çalıktık. Bunlar sadece hastaların değil, herkesin dikkat etmesi gereken hususlardır. Yemeyiniz, içmeyiniz, yapmayınız ve kullanmayınız diye açıkladığımız bu tavsiyeler çok mühimdir. Bilhassa kanser hastalarının, daha çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Çünkü, dikkat edilmezse hem kanser hastalığına davetiye çıkarırız, hem de hastalığın tedavisi zorlaşır.

2. ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA:

VÜCUDUNDA KİST, TÜMÖR, UR, KİTLE, OLAN HASTALAR
( BİLHASSA KANSER HASTALARI)
19k Gıda Maddelerini Kullanabilirler.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER

ÇOK ÖNEMLİ TAVSİYELER.

1. Tozlu yerde çalışmayınız. Çevre kirliliği olan yerlerden uzak durunuz.
Çam havasını tercih ediniz.
2. Aşırı derecede yorulmayınız. Dinlenerek çalışınız.
Sağlığımızı koruyamazsak, çalışamayız.
3. Zorunlu olmadıkça ağrı kesici dahil, ilaç kullanmayınız.
Doğalını tercih ediniz.
4. Rasgele kan aldırmayınız. Usulüne göre olursa faydalıdır.
Sünnete uygun olursa, daha güzel olur.
5. Siğilleri kesmeyiniz. ( Mantar, ben, kist, tümör, nasır v.s. )
6. Vücuttaki benler üzerine gelişi güzel şeyler sürmeyiniz.
Bazı bitkisel uçucu yağlar kullanılabilir.
7. Az yiyiniz. Yemekten sonra hemen uyumayınız.
Yatmadan önce de yemek yemeyiniz. Şişmanlıktan kaçınınız.
8. Bol sebze ve meyve yiyiniz.
9. Kanserojen madde olan E330 gibi
katkı maddelerinden kendinizi koruyunuz.
10. Sigara ve alkol içmeyiniz.
11. Sevdiğiniz bir işi yapınız, veyahut çalışınız.
12. Kendinize devamlı bir meşguliyet bulunuz.
13. Kitap okuyunuz, spor yapınız.
14. İnsanlara yardım ediniz.
15. Temiz havalı yerlerde yürüyüş yapınız.
16. Maneviyatınızı ve moralinizi yüksek tutunuz.
17. Moralinizi bozmayınız. Gülümseyiniz. Stresten uzak durunuz.
18. Antioksidan kanserle savaşan gıdalar:

İŞTE KANSER SAVAŞÇILARI

Adaçayı, ananas, avakado, bal, bezelye, biber, biberiye, brokoli, çilek, dereotu, domates, fasulye, fındık, fıstık, greyfurt, hardal unu, havuç, kırmızı lahana, ısırgan otu, ıspanak, incir, kara lahana, kara üzüm, karabiber, karadut, karanfil, karnabahar, kayısı, kekik, keten tohumu, kırmızı üzüm, kızılcık, kimyon, kiraz kuş üzümü, kuşkonmaz, lahana, limon, mandalina, mürdüm eriği, nohut, pancar, patates nişastası ve elde edilen sıvısında, pazı, pırasa, pirinç, portakal, sarımsak; soğan, soya fasulyesi unu, soya filizi, susam yağı, şalgam, şeftali, tahıllar, taze fasulye, turp, üzüm çekirdeği özünde, vişne, yeşil çay, yeşil lahana, yulaf, zerdeçal, zeytin yaprağı, zeytinyağı.

ÇOK MÜHİM BİR AÇIKLAMA:

Vücudunda kist, tümör, ur, kitle, olan hastalar, 19k Gıda Maddelerini Kullanabilirler.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
İLAÇLAR, KEMOTERAPİ VE YAN ETKİLERİ (ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA)

İLAÇLAR, KEMOTERAPİ VE YAN ETKİLERİ
(ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA)

İlaçların yan etkilerinden kendinizi koruyunuz. Aşırı ilaç kullanmayınız. Tedavi doğal olsun. Klinik deneyimler göstermiştir ki genel durumu iyi olan hastalar bile ilaç tedavisinden sonra sarsılmaktadırlar. Bunun da sebebi, yüksek dozda kullanılan ilaçların yan etkileridir. Yan etkilere dikkat. İlaçların organlara taşınması, özellikle karaciğer ve böbreklerde oluşturdukları zehirleyici (Toksit) etkiler, besin maddelerinin iyi emilimini ve yararlı kullanımını engelleyebilir. İlaç ve ışın tedavisi sadece tümörlü dokuya değil sağlam dokulara da zarar verir. Bu sebeple, besin maddeleri ve bol sıvıyla sağlam dokuları korumak gerekir

Kanser tedavileri bedeni sarsar; çünkü uygulanan tedaviler sadece kanser hücrelerini öldürmekle kalmaz bedenin diğer sağlam dokularına da zarar verirler. Kimi tedavilerse aynı zamanda savunma sistemini de zayıflatır. Bu sebeple pek çok yan etkisi ortaya çıkar. İştah kaybı, bulantı, kusma, ağızda yaralar ve yutma güçlükleri medyana gelir. Hasta kendini çok halsiz ve kötü hisseder. Bu durumda beslenme zorlaşır. Ancak bilinçli ve kararlı bir beslenme ile bu zorluklar yenilebilir.

CHICAGO - Kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarında meydana gelen hastalık ve ölümlere, kandaki bir protein eksikliğinin yol açtığı belirlendi. Lancet dergisinde yayınlanan rapora göre, kanda mannose-bind-ing lectin ( MBL ) proteinin kemoterapi sırasında azalmasının enfeksiyonlara yol açtığının tespit edildiği belirtildi. Raporda, MBL’nin vücudunun bağışıklık sistemi üzerinde önemli rol oynadığına değinen uzmanlar kemoterapinin beyaz kan hücrelerinin de yoğunlaşmasını azalttığını kaydetti. Bu hücreler vücudun savunma sisteminde rol alıyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’da Great Ormond Street Çocuk hastanesinde kanserli 100 çocuk hastanın MBL yoğunluğu ölçüldü. Kanlarında MBL yoğunluğu az bulunan çocuk hastaların enfeksiyonla karşı karşıya oldukları belirlendi. Uzmanlar miyeloid lösemi kanseri hastası çocukların yüzde 65’inin, kemoterapiden kaynaklanan hastalıklar’ dan öldüğünü belirtiyor. Ayrıca MBL eksikliği bulunan kanser hastalarında, kemoterapi sonrası ciddi enfeksiyonların meydana geldiği belirlendi.

Kanser hastalarına yapılan kemoterapi ve ışın tedavisinin yan etkilerini azaltmak için verilen bazı ilaçların, rahim boynu ve akciğer tümörlerinin büyümesini hızlandırdığı bildirildi.

“Cancer Research” dergisindeki habere göre, Heidelberg ken-tindeki Alman Kanser Araştırma Merkezi'nde (DKFZ) görevli Ingrid Herr başkanlığındaki ekip, dexamethason maddesinin insanlardan alınıp farelere aktarılan tümörler üzerindeki etkisini inceledi.

DKFZ tarafından yapılan açıklamada, glukokortikoid sınıfına giren dexamethason maddesini içeren ilaçların kemoterapinin saç dökülmesi ve mide bulantısı gibi yan etkileri için kullanıldığı belirtildi.

Bazı kanser türlerinde bu ilaçların verilip verilmemesinin incelenmesi gerektiği kaydedilen açıklamada, rahim boynu ve akciğer tümörlerinin glukokortikoid hormonlarının verilmesiyle daha hızlı büyüdüğü ifade edildi.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyin sonuçlarının insanlarda da geçerli olacağını tahmin eden Herr, bu ilaçların çok yaygın olduğunu, fakat cannabinoid grubundaki ilaçlar gibi alternatiflerinin de bulunduğunu kaydetti.

Dexamethason maddesinin programlı hücre ölümüne etki ettiğini belirten Herr, bu mekanizmanın bloke edilmesinin, tümör hücrelerinin tedaviye yanıt vermemesinin ana nedeni olduğunu söyledi. Herr ve ekibi, glukokortikoidlerin başka kanser türleri üzerindeki etkisini de inceliyor

Kemoterapiden sonra sakın zayıflama diyeti yapmayınız. Yiyeceklerinizin besin değerini arttırınız. Vitamin ve mineralleri doğal şeylerden almaya çalışınız.

ÇOK MÜHİM BİR AÇIKLAMA: 19k Gıda Maddelerini Bitkisel kemoterapi gibi Kullanabilirsiniz. Sağlam hücreleri öldürmeden, 40 gün içinde hücreleri yeniler.

KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ !

Kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle çoğu antikanser ilaç bu tür özellik taşıyan hücrelerin tahrip edilmesi için geliştirilmiştir. Ancak bazı normal hücrelerde de benzer özellikler bulunmakta, bu hücreler de kanser tedavisinden doğrudan etkilenmektedir. Bu etkilenmeler yan etkileri de doğurmaktadır.

Bunun iyi bilinen bir örneği saçlardır, hızlı büyüyen ve çoğalan saçlar kanser tedavisi sürecinde geçici olarak zayıflayabilmektedir.

Önemli bir başka örnek de kemik iliği içinde gelişim gösteren kan hücreleridir.

Bir başka örnek sindirim sistemindedir:
Ağız-yemek borusu-mide-bağırsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

Bazı kanser ilaçları kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilmektedir.

Halsizlik-bitkinlik. En sık karşılaşılan yen etkidir. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir.

Bulantı-kusma. Kemoterapi alacak hastaların en çok endişe ettiği yan etkiler arasında olan bulantı-kusma, yeni kuşak ilaçlar sayesinde hafiflemiştir. Güçlü bulantı önleyici ilaçlar da sorunun giderilmesine katkıda bulunmaktadır.

Ağrı. Sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazan ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. Bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır.

Saç kaybı (alopesi). Sık karşılaşılan bir yan etkidir. Ancak bütün ilaçlar saç kaybına yol açmaz.

Kansızlık (anemi). Kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açabilmektedir. Kansızlık belirtileri şunlar olabilir:

Yorgunluk-bitkinlik hissi, Nefes darlığı, Çarpıntı hissetmek

Merkezi sinir sistemi (MSS) sorunları. Kemoterapi MSS’ni etkilemesi durumlarında bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açabilmektedir.

Enfeksiyon. Kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. Bunun önemli bir nedeni de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların sayısındaki azalmadır.

Pıhtılaşma sorunları. Kanser ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir işlevi olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, sonuç olarak da genel bir pıhtılaşma sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, herhangi bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir:

Umulmadık kanamalar
Cilt altında küçük kırmızı noktacıklar oluşması
İdrar renginde pembeleşme, kırmızılaşma
Dışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesi
Diş eti ya da burun kanamaları
Bir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalar
Baş ağrıları ve görmedeki değişiklikler
Kol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi
Kabızlık.
Kas ve sinir etkilenmeleri.

Bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üzerinde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir.

Bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, özellikle el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, ayrıca çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi sıkıntılar gözlenebilmektedir.

Cilt ve tırnak sorunları. Kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. İlaçlar tırnaklar üzerinde de kırılma ve renk değişiklikleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir.

Böbrekler ve mesane ile ilişkili sorunlar. Bazı antikanser ilaçlar mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine yol açmaktadır. Hasta kemoterapi süresince bol su içmelidir. Bu ortaya çıkabilecek bazı sorunları önleyebilir. Gereğinde kemoterapi sürecinde böbrek işlevlerinin izlenmesine karar verilebilmektedir.

Nezle benzeri belirtiler. Bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerdenezle benzeri, zaman zaman ateşin de bulunduğu bir tablo sergileyebilir. Bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir.

Bedende sıvı hacminin artması. Kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. Hasta, özellikle el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir.

Cinsel organlar üzerindeki etkiler. Kemoterapi bazan (her zaman değil) cinsel organları etkileyebilir.

Erkeklerde:
Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. Bu sorun geçici ya da kalıcı olabilir. Sertleşme ve bunu sürdürebilmede sorunlar yaşanabilir. Olası bir sorun da, kanser tedavisi döneminde spermin içinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır.

Kadınlarda:
Overlerin etkilenmesi durumunda, üretilen hormon miktarında değişiklikler olabilir. Bu da adet dönemlerini etkiler: Düzensizlikler olabileceği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilmektedir. İnfertilite (doğurganlık kaybı) ve menapoz görülebilir.

Kaynak:www.roche.com.tr

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN ARAYINIZ:
HÜSEYİN ŞENGÖZ
0274 412 2584
www.19k.biz - www.kanser.tv - www.19kpazarlama.com

yukarıˆ
HIFZISSIHHA RAPORUNDAN ALINMIŞ TEHLİKELİ KATKI MADDELERİ

HIFZISSIHHA RAPORUNDAN ALINMIŞ
TEHLİKELİ KATKI MADDELERİ

E 102 KANSEROJEN
E 110 KANSEROJEN
E 120 KANSEROJEN
E 123 KANSEROJEN
E 124 KANSEROJEN
E 131 KANSEROJEN
E 142 KANSEROJEN
E 210 KANSEROJEN
E 211 KANSEROJEN
E 213 KANSEROJEN
E 214 KANSEROJEN
E 215 KANSEROJEN
E 216 KANSEROJEN
E 217 KANSEROJEN
E 239 KANSEROJEN

E 330 KANSEROJEN

E 220 BAĞIRSAK BOZUKLUĞU
E 221 BAĞIRSAK BOZUKLUĞU
E 222 BAĞIRSAK BOZUKLUĞU
E 223 BAĞIRSAK BOZUKLUĞU
E 224 BAĞIRSAK BOZUKLUĞU
E 230 DERİ VE DAMAR HASTALIĞI
E 231 DERİ VE DAMAR HASTALIĞI
E 232 DERİ HASTALIĞI
E 233 DERİ HASTALIĞI
E 250 DAMAR HASTALIĞI
E 251 DAMAR HASTALIĞI
E 252 DAMAR HASTALIĞI
E 311 SİNİR HASTALIĞI
E 312 SİNİR HASTALİĞI
E 220 KOLLESTEROL
E 221 KOLLESTEROL
E 320 KOLLESTEROL
E 321 KOLLESTEROL
E 338 HAZIMSIZLIK
E 339 HAZIMSIZLIK
E 340 HAZIMSIZLIK
E 341 HAZIMSIZLIK
E 407 HAZIMSIZLIK
E